Gönderen Konu: Drabon Bloodkith  (Okunma sayısı 36 defa)

Kharnos

  • Narrator
  • - 20 -
  • İleti: 745
Drabon Bloodkith
« : Nis 02, 2019, 12:58:29 »

Drabon Bloodkith

Sizin fikirleriniz ya da hayalleriniz farklı diye bir anda hayatınız değişti mi? Sizden bekleneni vermediğinizde, beklentileri olan kişiler hayal kırıklığına uğradığında olur bu söylediğim şey. Siz onların gözünde işlenmesi gereken bir elmas gibisinizdir. Nasıl görüneceğinize dahi onlar karar verir. En ufak bir sorunda en ağır cezalar sizi bekliyor olur. Öyle de oldu.

Kaç yaşımdan beri bu tarz düşüncelere sahibim ve bu hayalin peşinden gitmek istiyorum bilmiyorum ama bu konuda doğumumun payı büyük olsa gerek. Darndohr’da yeni doğan bebeklerin bile kasları vardır. Belirli bir kilo ortalamasında doğarlar. Bu demektir ki yeni doğan erkek çocuk babasının mesleğini devralmaya adaydır. Babamda da bu durum böyle olmuş. Hatta onun babasında da. Ta ki ben doğana dek. Ortalama kilonun çok altında ve cılız bir vücutla doğmuşum. Babam doğan ilk erkek çocuğunu görmeye geldiğinde öyle bir haykırmış ki sesi Gri Dağlar’da yankılanmış. Hekimler bu çocuk yaşamaz dedikten sonra annem ve babam soluğu şehrimizin önde gelen din adamlarından Kildrak’ın yanında almışlar. Tavsiyeler ve izlenmesi gereken yollar öğrenildikten sonra yuvaya dönülmüş. Bu metotlar sayesinde hayata tutunmuşum. Büyümeye başladıktan sonra ise maden işleme evresine geçilmiş oldu. Unuttukları şey ise her maden aynı şekilde işlenmezdi.

Maden demişken, babam şehirdeki ünlü demircilerden biriydi. Kolları o kadar geniş ve kaslıydı ki ince işçiliklerde epey zorlanırdı. Zaten ünü de yaptığı ağır zırh ve kalkanlardan geliyordu. Evin her erkek çocuğunun yapacağı gibi ben de soluğu babamın atölyesinde aldım. Bir işte bu kadar mı başarısız olunur? Elime aldığım her işi batırdım. Düzelteyim derken rafları devirdim. Babamdan kaçayım derken de bir anda birine çarptım. Kafamı kaldırdığımda karşımda Kildrak duruyordu. Hayran olmuştum. Babam gelince benim kim olduğumu anladı. Sonrasında ise babamla evin yolunu tuttuk. Aklımda hep o vardı. Babam kadar iri yarı değildi ama ondan daha heybetli görünüyordu. Eve geldiğimizde ise dayak ve azarlama beni bekliyordu. Aslında babamın suçu da yoktu. O, ona ne yapıldıysa aynısını yapıyordu. Babam dövdükçe ağladım. Ağladığım için azar yedim içime kapandım. Sonrasında ise gözyaşı dökmeden ağlamayı öğrendim. Döktüğüm göz yaşları içimde bir yol oluşturdu. Babamın bağırmaları ise bu yolun dikenleri. Ne zaman atölyede başarısız olsam bu yoldan gidip gelirdim. Bir süre sonra dayağa o kadar alışmıştım ki babam da artık benden umudu kesti. Her seferinde olduğu gibi yine Kildrak’a müracaat edecekti.

Yanına gidip konuşmuş. Kildrak beni kabul etmiş ama babamın eline de bir not sıkıştırmış. “Bizim yolumuz dikenlidir. Ayağını seven gelmesin.” İsmimle çağırsaydı daha az anlaşılır olurdu. Hazırlanıp yanına gittim. Babama “Bundan sonrası bende. Siz dönebilirsiniz.” dedi. Biz ise bundan sonra uzun bir süre hayatımı geçireceğim yer olan Way of the Open Hand okuluna geldik. Kildrak beni Üstat Veit ile tanıştırdı. Sonra onu bir müddet hiç görmedim.

Daha ne olduğunu anlamadan eğitimlere başladık. Çok zorlandığımı söyleyebilirim. Hatta zayıf olan vücudumu baştan tasarladılar diyebilirim. İlk önce et yememi yasakladılar. Hemen ardından bira içmemi. “En çok sevdiklerinden vazgeçmedikçe zihnini eğitemezsin.” derdi üstat. Meyveleri toplamaya başladığımda ise bütün zorluklar bana hediye gibi gelmeye başladı ve Üstat Veit’ in asistanlığına terfi ettim.

Bir gün üstat bana “Seni uzak diyarlarda bir yere okul açmaya ve yolumuzu başka kişilerle paylaşmaya göndereceğim.” dedi. Çok şaşırmıştım. Kendimi hazır hissetmiyordum ve bu işi yapabileceğimden emin değildim. “Nereye peki?” diye sorduğumda, yıllar önce duyduğum ve çok özlediğimi fark ettiğim iki farklı koku hissettim. Kafamı çevirdiğimde babamı ve Kildrak’ı gördüm. Hangisine daha çok sarıldım bilmiyorum ama hayatımda ilk defa babamın benimle gurur duyduğunu hissettim. Gözlerinden anlayabiliyordum. Herkesle vedalaştıktan sonra, yıllarımı geçirdiğim okulumdan ayrıldım. Ailemle görüştüm ve yola koyulmak üzere Kildrak’ ın yanına geldim. Bana bir not verdi ve uğurladı. Notta, “Garnus Grimmail, Anroth.” yazıyordu. Bu kişiyi bulacaktım.

Ben Gri Dağlar’ın derinlerindeki Darndohr şehrinde doğan, Derin Ocak Cücelerinden Beloril oğlu Drabon Bloodkith. Anroth’a gidiyorum.





İndirmek için linke sağ tıklayıp "Bağlantıyı Farklı Kaydet" seçeneğini kullanın.
Belirli bir noktadan sonra artık geriye dönüş yoktur. İşte bu noktaya erişmek gerekir.
Franz Kafka