Gönderen Konu: Alvyn Sparkwitz  (Okunma sayısı 181 defa)

ZengalDarkskull

  • Adventurer
  • - 6 -
  • İleti: 130
  • Toprak, sana karışalım.
Alvyn Sparkwitz
« : Eyl 26, 2018, 15:18:09 »

Alvyn Sparkwitz

Orman nomları için; “Khendar’ın Parıltılı Düşü” olarak adlandırılan sene önemlidir. Bilgelerin ortak kararı ile; bu yıl doğan çocukların kaderi, büyü sanatı ile bağlanmıştır.

Khendar’ın Parıltılı Düşü, ana rahmine sekiz ayrı umut tohumunun düştüğü nadir bir yıldı.

Bu, kutlu bir sene olacağa benziyordu. Normalde bir yılda yarım düzine anne adayı hamile kalır, şanslı olanların bebeği doğardı. Ne var ki  bu yıl hamile kalan sekiz annenin her biri sağlıklı doğum yapmıştı. Doğumları birbirinden farklı ve sancılı geçen bebeklerin her biri sıra dışıydı. Bir kere hepsi haddinden fazla zekiydi. Fiziksel güçleri uzun süre orak sallamaya yetecek gibi değilse de zihinsel yetkinlikleri ileri düzeydeydi.

Bilgeler bir araya gelerek bu yılla ilgili bir nom kehanetinde bulundular;

“Her biri kadim büyü sanatının bir kolunu temsil edecekler. Diyara yayılan karanlığın önüne bir set, dengenin yatıştırıcı sesine nefes olacaklar. Bu çocuklar; ırkımızın meyvesi, Khendar’ın Anberath’a birer hediyesidir.”

Kehanete tanıklık edenler bu seneyi tanrılarının bir düşü ve kerameti olarak anladı ve böyle benimsediler. Aradan geçen yıllarda, çocukları yetiştirmesi için dört bir köşedeki maguslara çağrı ulaştırıldı ve hepsi olumlu yanıtlarla döndüler.

Alvyn de bu çocuklardan birisiydi. Ailesinin ikinci çocuğu ve ilk oğluydu. Parlak bal sarısı gözlere sahipti. Sakin, sevecen bir tabiatı vardı. Ailesiyle birlikte geçen çocukluk yılları boyunca, mistik hikayelere ve ormanın derinliklerindeki varlıklara büyük ilgi duydu. Nom ırkının şirinliği ve tatlılığı her birey için geçerli değildi. Alvyn de bu tehlikeli ata mirası esansı bedeninde barındırıyordu. Mentorlar nom koruluklarına varmadan önce bir arada yetiştirilen sekiz çocuğu zapt etmek hiç kolay olmuyordu. Ebeveynlerin önlemleri çok yetersiz kalıyor, çocuklar; üstün zekalarıyla her seferinde içine bırakıldıkları sahanın dışına çıkıp burunlarını sokmamaları gereken bir belaya bulaşıyorlardı. Büyü sanatının gizlerini keşfetmeden önce bir süre gözlendiler. İletişim becerisi, hangi işe yatkın oldukları, nelerle ilgilendikleri ve temel motivasyonları keşfedildi.

Balfhar, eski bir elemantalist büyü kullanıcısıydı. Koruluğa uzun bir yoldan varıp, Alvyn’in hocalığına atandığı günden itibaren çocuğu izlemeye almıştı. Zamanı gelince çocukla tanışmak üzere ortaya çıktı ve Alvyn ilk kez kendisini sürekli kolaçan eden bu adamı fark etti.

Adam; bir noma göre oldukça sert mizaçlı ve dik yürüyüşlüydü. Sanki sopa yutmuş bir despot gibi kollarını arkasında, bel üstünde kavuşturuyor ve insanı etkileyen bakışlarla süzüyordu. Sivri çenesinde birikmiş kül rengi keçi sakalının uçları tütsülenmişti. Bu kısımlara kızıl kına çalmış ve bu meslek kusurunu ustalıkla örtmüştü.
Büktüğü sanat, Kadim Giz'ler içinde en yıkıcı olanıydı.

Bu da yer yer yanıklara ve yırtılmalara sebep olabiliyordu. Magus Balfhar, ortaya çıktığından beri ailesi Alvyn’i daha az görüyordu.

Balfhar; az konuşan, disiplinli ve ketum bir öğretmendi. Alvyn’in sorduğu soruların pek çoğunu bakışları ile yanıtlar, onu hangi sahada eğiteceğini açıklamazdı. Alvyn adamla tanıştığı ilk günden itibaren ona hayran olmuş ve disiplinle yoğrulmuş sanatına ağır bir açlık duymuştu. Alvyn'in diğer yedi seçilmiş arkadaşının beşi, bir süredir bir eğitim telâşı içindeydi ve Alvyn neden bu kadar meşgul olduklarını hep merak etmişti.
Şimdi, sürekli yanında gezmekte olan magusu görünce anlıyordu.

“Peki geriye kalan ikisi?” diye sormuştu.

Balfhar; sanatla ilgili sorulara doğrudan sözlü yanıtlar vermese de, Alvyn'in merakını yanıtlamıştı. Çocuklardan birine; Giz’li Ölüm Sanatı kullanıcısı, diğerine ise, Görü sanatının erbabı mentorluk etmekteydi. Balfhar; “Bu iki Giz Okulu; yöntemi ve uygulanışı gereği diğer okullardan ayrılır.” demişti. “Tıpkı bizim yaptığımız gibi derin gözlemler ve metaforlar üretmeleri gerekecek. Onların da sanatı anlamaları en az seninki kadar uzun sürecek.” Alvyn bu yoğun çalışma temposundan bunaldığında içsel sorgulamalara dalıyor ve diğer iki Giz arkadaşı ile ortak vakit geçiriyordu. Ölüm Sanatı Büyücüsü Netzhel ve Görü erbabı Kalre ile ahbaplıkları dostluğa dönüşmeye başladı.

Bu üçlünün ağır sanat eğitiminden nefes alabildikleri yegane zaman, birlikte geçirdikleri vakit oluyordu.

Sistematik büyü anlatımını yıllara bölen Balfhar, bu süreçte elementleri ve enerjileri tanımlamış ve bu bilgiler ışığında öğrencisine bir alt yapı hazırlamıştı. Tabiatı gözlemle geçen yıllardan sonra, magus Balfhar; çocuğun içinde yükselen ve gözlerinden okunan kıvılcımları işlemeye başladı. Birlikte her yere seyahat edebiliyor, nomların saklanma iç güdüsüne boyun eğmeden büyük koruluklardan özgürce geçebiliyorlardı.

Element sanatını kullanmayı öğrense de, uzun süre hiç deneyimlemeyen genç büyücü, dar bir patikadan geçerlerken başına ne geleceğinden habersizdi. Avcının sessizliğine rağmen varlığını sezen Balfhar, öğrencisini uyarmadı. Avcının gergin kasları atılmaya hazırlandı. Pustuğu yerden sıçrayan yırtıcı kedi Alvyn’in üstüne çöreklendi. Birlikte uzun süre yuvarlanırlarken Alvyn’in yüzünde derin pençe izleri açılmıştı. İlk kez tek başına gerçek bir düşmanla mücadele eden Alvyn, acıdan titreyerek vahşice ayağa kalktı. Sanata odaklanmakta zorlanıyordu. Fakat keskin pençelere daha fazla dayanamazdı. Büyük kedi yeniden üstüne fırlayacakken avuç içleri kediye dönük şekilde kollarını ileri uzattı ve acıyı hissetmeyi bıraktı.

“Bedenimdeki yakıcı ateş, dize gel ve sözlerimle harekete geç!” büyülü sözlerle serbest kalan enerji, adeta patlarcasına parmaklarından boşaldı. Kedinin parlak tüyleri alevlendi ve hayvan acı içinde kaçındı. Balfhar bir ağacın gölgesinde hareketsizliğini koruyordu.

Avcı yeniden saldırmayı göze alamadan uzaklaştı. Balfhar derhal çocukla ilgilendi. Bu çizikleri ömür boyu taşıyacak gibiydi.

Alvyn; elementlerin sırrını çözümlemeye başlamıştı. Alaz kurmadan ateşin ta kendisine odaklanabiliyor ve onu parmak uçlarından basınçla fışkırtabiliyordu. Bu denediği ilk büyüydü. Vücut ısısını değiştirmeden akabilen saf alevler...

Büyüsüne isim de vermişti: “Alevli eller.”

Ateşten sonra kullanmayı öğrendiği ve üstünde ilerlediği güç elektriklenmeydi. Yıldırım olup patlamak, akım olup bedenleri kül etmek.. Zalim kalpleri toza dönüştürmek ve güçlü rüzgarların bedenlerini pare pare sıyırışına şahitlik etmek...

Genç orman nomunun, tüm gençliğini sanatı ile yoğurması gerekmişti. Balfhar kuşkusuz eşsiz bir hocaydı. Muhtemelen ağır kayıpları olmuştu ve derin bir kederi vardı. Bu, ihtiyatlı sessizliğini açıklardı. Kullanılan sanatın bedeli ağırdı. Beraberinde kitleleri öldürebilir ve büyük pişmanlıklar bırakabilirdi. Alvyn; neden farklı bir eğitimden ve içsel bir yolculuktan geçtiğini şimdi daha iyi anlıyordu.

Dünyanın pek çok yerini birlikte gezdiler. O, ailesini ve arkadaşlarını özlese de her şeyi ve daha fazlasını bu yaşlı baykuştan öğrenmişti. Onu bırakamazdı. Ama yollarının ayrılması gerekmişti. Balfhar’ın son dersi; ayrılıktı...

“Belki..” diye düşündü Alvyn..

“Belki de aldığım en zor ders buydu…”





İndirmek için linke sağ tıklayıp "Bağlantıyı Farklı Kaydet" seçeneğini kullanın.
Burden