Gönderen Konu: Vankrad Dimriver  (Okunma sayısı 195 defa)

Aramil

  • Planewalker
  • - 5 -
  • İleti: 113
Vankrad Dimriver
« : Eyl 19, 2018, 16:29:39 »

Vankrad Dimriver

Vankrad Anroth’a geldiğinde henüz dört yaşında bir çocuktu. Onu şehre “gölge” lakaplı Aramil Darkthorn getirmişti ancak çocuğun yanında ailesinden kimse yoktu.

Aramil, Vankrad ve ailesiyle ilk kez Atrum şehrinin güneyindeki ormanda karşılaşmıştı. Atrum’da gizli bir görev üzerindeyken işler ters girmiş ve kaçarken izini kaybettirmek için orman yolunu tutmuştu elf. Arkasındaki ekibin iyice yaklaştığı hissettiği ve tam her şeyin sona ereceğini düşündüğü sırada ormanda bir adamla karşılaşmıştı. Elfe oldukça temkinli ve bir o kadar tehditkâr bir biçimde yaklaşan bu adam onu soru yağmuruna tutmuş ve bir yabancı olduğuna kısmen de olsa ikna olduktan sonra evine almıştı. Ona güvenmesindeki en önemli etken ise elfin görevi için taşıdığı notun üzerindeki kraliyet mührünü görmüştü. Ancak adam yine de işini şansa bırakmamış ve her ihtimale karşı bitkin haldeki elfi bileklerinden bağlamıştı. Yorgunluk ve bitkinlikten gözlerini açacak mecali bile kalmamış olan Aramil, uyandıktan sonra adama peşindekilerden ve görevinden bahsetti. Bunu bir sır olarak saklaması gerekiyordu ancak adamın kraliyet mührüne karşı gösterdiği saygıyı fark etmiş ve görevin neredeyse tüm detaylarını anlatmıştı. Yaşamak için yapması gerekeni yapmıştı.

Aramil yaklaşık üç hafta boyunca yaraları iyileşene ve kendini daha iyi hissedene kadar bu adam ve ailesiyle birlikte kalmıştı. Bu süre zarfında ise ailenin güvenini kazanmış ve onların hikayesini dinleme fırsatı elde etmişti. Adamın ismi Reagan Deepvale’di. Yaklaşık bir yıldır bu orman içerisinde derme çatma bir kulübede eşi Anistra ve iki yaşındaki çocukları Vankrad ile birlikte yaşıyorlardı. Reagan’ın geçmişi, kim olduğu ve yaşadıkları hakkında önemli bilgiler edinen Aramil bunları bir sır gibi saklamış ve en yakın dostlarına bile anlatmamıştı zira Reagan’a hayatını borçluydu.

Aramil kendini toparladıktan sonra ailenin yanından ayrıldı ve Anroth’a geri döndü. Hiç beklemediği bir anda ve beklemediği bir yerde bir dost daha edinmişti. Aramil, vakit buldukça ve yolu Atrum tarafına düştükçe aileyi ziyaret ediyor ve onları Anroth’a gelmeleri için ikna etmeye çalışıyordu ancak Reagan bu teklifleri geri çeviriyordu. Neden burada kalmak istediğini, gözükmek ve tanınmak istemediğinin elbette bir sebebi vardı ancak bunu tek bilen Aramil’di.

Aradan yaklaşık üç yıl geçmişti ve Aramil Kara Miğfer Hanı’nda halka elemanları ile bir toplantı yapıyordu. Her bir halka elemanı görevleri ile ilgili rapor sunuyorlardı elfe. Aralarından biri Atzel şehrinden dönmüştü ve oradaki lonca elemanından aldığı güncel bilgileri paylaşıyordu. Bir ara “Reagan” ismi geçti sözlerinin arasında. Elf birden irkildi ve kulak kesildi. Dedikodulara göre Reagan’ı henüz bulamamışlardı ancak bulmaya çok yaklaştıkları kesindi. Aramil hiç vakit kaybetmeden ve açıklama zahmetinde bulunmadan altı adamını da yanına aldı ve yola çıktı. Reagan’a onlardan önce ulaşmalıydı.

Ancak geç kalmışlardı… Aramil, ekibiyle birlikte Reagan’ın evine yaklaştığında sivri kulakları bağrışma ve kılıç seslerini hemen yakalamıştı. Geç kalmıştı... Halka üyeleri liderlerinin talimatıyla hızla ilerlemiş, kılıçlar çekilmiş ve çok kan dökülmüştü. Halka üyelerinin üçü can vermişti bu arbadede. Reagan ve eşi ise evin içerisinde cansız bir biçimde yatıyordu. Sinir krizi geçirmenin eşiğinde olan elf daha fazla bakamadı bu görüntüye. Hemen nefes almak için kendini dışarı attı ve gırtlağı yırtılırcasına bağırdı, bağırdı… Sonra dizlerinin üzerine çöktü ve yağan yağmurun eşliğinde ağladı. Vankrad’ı görmemişti evin içerisinde ancak zaten görmek de istemiyordu. Kanlar içerisinde küçük bir bedeni görmeyi kaldıramazdı.

Aramil kendini toparlayıp ayağa kalktıktan sonra eve doğru yürüdü ancak bu sırada bir ağacın arkasında saklanan çocuğu gördü. Şans eseri oynamak için dışarı çıkmıştı Vankrad ve muhtemelen sesleri duyunca geri dönmüştü. Aramil’i tanıyordu ancak gördüklerinden dolayı onun yanına dahi gitmeye korkuyordu.

Halka üyeleri, Reagan ve Anistra’nın cansız bedenini gömdü ve ailevi tüm eşyaları toparlayıp bir sandığa koydu. Aramil ise bu sırada çocuğu uzak bir yerde oyalamaya çalışıyordu. İşlerinin bitirdikten sonra Aramil, Vankrad ve üç halka üyesi Anroth’a doğru yola koyuldular.

Vankrad Anroth’a geldiği ilk yıl kara miğfer hanında kalıyordu. Hancı Rom her ne kadar çocukla ilgilenmeye çalışsa da yeterli olamadığının farkındaydı. Ayrıca hanın müşteri profilinin çocuğu kötü yönde etkilediği bir gerçekti. Aramil ilk önce onu yetimhaneye vermeyi düşündü ancak oradaki muameleyi bildiği için vicdanı buna elvermedi. Anroth’da varlıklı bir aileye evlatlık olarak vermeyi düşündü sonra. Ancak bir şekilde bunu Aramil’in yaptığını öğrenirlerse çocuğu her türlü şantaj amacıyla kullanabilirlerdi. Elf bir şekilde onu Anroth’dan uzaklaştırmalıydı.  Aklına bir fikir geldi.

Anroth şehrinin batısındaki Symourne dağlarının eteklerinde Dimriver isimli bir cüce klanı vardı. Bu klanın lideri Gardus ile Aramil oldukça iyi müttefiklerdi. Klan her ne kadar şehirden izole bir yaşam sürse de onlara her türlü desteği sağlayan sivri kulaklı bir dostları vardı şehirde. Esasen cüceler başlarda Aramil’e -elf olduğu için- oldukça mesafeliydiler ancak Aramil bu ön yargıyı kısa sürede kırmayı başarmıştı. Vankrad’ı onlara teslim etmeyi düşündü ve görüşmek için Symourne dağlarına doğru yola çıktı.

İşte Vankrad’ın Etheron adasındaki hikayesi böyle başladı. Onu, yakın geçmişte bebeklerini kaybeden bir cüce aile evlatlık aldı (Karnus ve Dearnis Grimmail). Cüce soyundan olmadığı için soy isim olarak ona klanın ismini verdiler. Bu durumu diğer klan üyeleri başta garipsedilerse de kısa zamanda Vankrad’a alıştılar. Onu diğer cüce çocuklarıyla birlikte eğittiler, yeteneklerini keşfettiler. Vankrad, cücelerin aksine dağın içinde olmaktansa hep dışarıda olmayı tercih etmişti. Bunun en temel sebebi ise cüceler gibi karanlık görüşü olmamasıydı. Bu nedenle, klanın korucu grubuyla birlikte çalışmaya başladı. Ona silah kullanmayı, kendini korumayı, bitkileri, hayvanları, hayatta kalmayı ve avlanmayı öğrettiler.  Gününün neredeyse tamamı artık dağ eteklerindeki Shadewood ormanında geçiyordu. Klan kurallarını, kaidelerini ve öğretilerini tam anlamıyla öğrenmiş ve klanı adeta onun ailesi olmuştu. Ormanda avlanıp ailesine yiyecek getiriyor ve bazen de şehre götürüp para için hanlara satıyordu. Bu vesileyle de ara sıra elfi görme fırsatı elde ediyordu. Gerçek anne ve babasına dair pek bir şey hatırlamıyordu ancak Aramil’in bu konuda bilgisi olduğunu biliyordu. Hayatından gayet memnun olduğu için Vankrad da bu konuda elfi çok zorlamamıştı ancak Aramil bir gün tüm bildiklerini anlatacağına söz vermişti. Vankrad sadece Anroth’da kalmamış, korucu grubuyla birlikte çok kez yolculuk yapmış ve yeni yerler tanıma fırsatı elde etmişti. Doğaya artık bir öğretmen gibi bakıyor ve her daim gördüklerinden ve yaşadıklarından tecrübeler ediniyordu. “Doğa bir öğretmen, ben de onun öğrencisiyim.” ilkesini kendine yaşam felsefesi edinmişti.

Bir gün Vankrad’a bir mektup geldi. Mektubu Aramil göndermişti ve yazdığına göre önemli bir görev için güvenilir birine ihtiyacı vardı. Bu “güvenilir” ifadesi Vankrad için yeterliydi ve hemen klan lideri Garnus’dan izin aldıktan sonra Anroth’a doğru yola koyuldu.





İndirmek için linke sağ tıklayıp "Bağlantıyı Farklı Kaydet" seçeneğini kullanın.
How shall we leave the lost road,
Time's getting short so follow me,
A leader's task so clearly,
To find a path out of the dark

Inilius Narteroth