Gönderen Konu: Zengal Darkskull  (Okunma sayısı 67 defa)

Kharnos

  • Narrator
  • - 20 -
  • İleti: 741
Zengal Darkskull
« : Tem 23, 2011, 00:57:40 »
Click to see the original size.

Zengal Darkskull

Doğduğu günden beri Etheron Adası'nın yaban topraklarında yürüyen, dostlarına yaşam garantisi, düşmanlarına ise kesin ve hızlı bir ölüm sunan tecrübeli insan avcısıdır.

Etheron Adası'nın kuzeyindeki yüksek zirveleri içine alan Hernia bölgesindeki köylerinden birisi, 1457 yılının kış aylarında bölgede terör estirmekte olan bir ork klanının saldırısına uğramıştır. Bir gece vakti köyün tepesine çöken bu kâbus, köydeki bütün insanların vahşice öldürülmesi ile sonuçlanmıştır. Bir kişi hariç. Ork klanının şefi, köydeki bakirelerden birisi olan Talira'yı kendisi için istemiştir. Talira önce karşı koymuş ama güçlü bir tokat yiyince bilincini yitirmiştir. Ork klanı köyü yağmalarken ork şefi de Talira'ya işkence etmiş, daha sonra onu orada bırakarak klanıyla birlikte şafak vaktinden önce dağlara kaçmıştır. Talira, yakınlarda yaşayan ve orkların saldırısından son anda haberdar olmuş bir barbar klanının genç savaşçıları tarafından sabah saatlerinde baygın bir biçimde bulunmuştur. Savaşçılar onu koruma altına almış ve kendi kamp alanlarına götürmüştür. Talira uyandığı zaman olan biteni anlamış ve kendi hayatına son vermek istemiştir. Ancak bu sırada kabilenin şamanı devreye girmiş ve Talira'ya yaşamına devam etmesi için şifa ve moral aşılamıştır. Bu sayede kendini öldürmekten vazgeçen talihsiz kadın barbarların kampında yaşamaya başlamıştır. Onun bu kararı sayesinde yarı ork Zengal 1458 yılının sonbaharında günışığı ile buluşmuştur. Lâkin Talira, dünyaya getirdiği çocuğu incelediği zaman geçmişteki korkuları tekrar gün yüzüne çıkmıştır. Bebeğin görüntüsü o sefil akıncıların mirasını taşımaktadır ve oğluna ne zaman baksa o korkunç geceyi hatırlamaktadır. Talira bu kedere fazla dayanamamıştır ve Zengal'in doğumundan bir ay kadar sonra üzüntüsünden ölmüştür. Talihsiz yarı orkun bakımını da barbarlar üstlenmiştir. Kabile reisi, henüz adı bile konmamış olan bu çocuğun güçlü, çevik ve akıllı olması için çocuğa kendi savaşçı atalarından birisinin adıyla seslenir. "Zengal".

Zengal, annesiz ve babasız başladığı hayatının ilk yıllarını barbarların himayesi altında ve doğanın zorlu şartlarında geçirmiştir. Barbarlar yaşamlarına devam edebilmek için düzenli olarak avlanmak ve Hernia çevresinde kol gezen pislik orklar ve goblinlerle savaşmak zorundadır. Zengal yürüyebilecek yaşa geldiği günden itibaren barbarların bu günlük uğraşlarına dahil olmuştur. Bir yarı ork oluşundan dolayı kabilenin bazı üyeleri, kabile adetlerine kolay uyum sağlayamayan ve pek de güzel görünmeyen bu yarım kan çocuğa her zaman tiksinerek bakmıştır. Ancak bilgelik sahibi kabile reisinin otoritesi her şeyin üstündedir ve hiç kimse Zengal'e zarar vermeyi aklından geçirmemiştir.

Zengal ilerleyen yıllarda çok hızlı bir gelişim göstermiş ve oniki yaşına bastığında bir insan yetişkini kadar güçlü ve uzun boylu olmuştur. Bu gelişimi damarlarında akan ork kanına borçludur. Oniki yaşındayken mızrak kullanmayı ve isabetli ok atmayı çoktan öğrenmiş birisidir. Kabilenin aynı yaştaki bütün çocuklarını fiziksel güç olarak geride bırakmış olsa da kabilenin çok sayıda mensubu tarafından aşağılanmaktan, dalga geçilmekten ve yaratık muamelesi görmekten kurtulamamıştır. İşi olmadığı zamanlarda vaktinin çoğunu kabilenin yaşlı savaşçıları, şamanı ve kabile reisinin yanında geçirmeye çalışmıştır. Bu sayede mızrak ve ok atma becerilerinin yanı sıra bitkiler, hayvanlar, ay, güneş, yıldızlar ve şehir insanları konusunda az da olsa bilgi sahibi olmayı başarmıştır.

Ergenlik çağına geldiğinde artık her bakımdan bir yetişkin olan Zengal, annesiz ve babasız geçirmiş olduğu ve birlikte yaşadığı insanlar tarafından aşağılandığı bu sefil hayatın kendi üzerinde bıraktığı çok önemli bir iz ile yaşamaktadır. Bu da kendi içinde sürekli olarak dindirmeye uğraştığı fakat kişilik ve gurur duyguları geliştikçe bastırmakta daha da zorlandığı öfkesidir. Zengal'in öfkesi korkunçtur. On beş yaşına geldiğinde kendisine "piç", hiç tanımadığı annesine de "fahişe" yakıştırması yapan genç bir barbara artık daha fazla alttan alamayarak saldırmıştır. Barbar, gözleri kararmış olan Zengal'in güçlü kollarının kıskacında nefes alabilmek için debelenirken kabilenin savaşçıları onun imdadına yetişmiş ve Zengal'i uzaklaştırmıştır. Bağırıp çağırarak olay yerini terk eden Zengal ağaçların arasında kaybolmuş, sevilmediği ve istenmediği bu kampa bir daha dönmemiştir.

Zengal, Hernia bölgesinin dağlık ve kayalık kesiminden ayrılıp güneydoğuya, Etheron Adası'nın doğu sahiline doğru yürümüştür. Zengal'in hayat ile olan asıl mücadelesi henüz yeni başlamaktadır. Barbarların kampında gördükleri yüzünden insan şehirlerine girmekten çekinmiş, kapılarına bile yanaşmamıştır. Yıllar boyunca dağlarda ve ormanlarda, şehir insanlarından kendini gizleyerek yaşamıştır. Bu yıllar içerisinde belki de yüzlerce kez kendisini ork zannerek yakalamak isteyen insan maceracı ve ödül avcıları ile savaşmak zorunda kalmıştır. Bu savaşların çoğunda öfkesine ve vahşi içgüdülerine engel olamayıp rakiplerini öldürmüştür. Bu yaşadıklarından sonra bütün insanları potansiyel düşman olarak belirlemiştir. Sebep olduğu ölümlerden dolayı, oraya hiç gitmemiş olsa da Anroth kenti sınırları içerisinde kötü bir şöhret sahibi olmuştur. Bu kötü şöhret, kendisini avlamaya gelecek olan kibirli Anroth askerleri ve fazladan yüzlerce ödül avcısı anlamına gelmektedir. Fakat hiçbiri Zengal'i yakalamayı başaramamıştır. Anroth'lu maceracı ve korucular, batıdaki ormanlarda kesinlikle kışkırtılmaması gereken vahşi bir yarı orkun dolaşmakta olduğunu zihinlerine kazımıştır. Aynı dönemlerde, Zengal'in kaderini değiştiren ilginç bir gelişme olmuştur.

Başarıları ve gözü kara savaşçılığı ile Anroth'ta ismini duyurmuş olan korucu Betha, takım arkadaşlarıyla birlikte Hernia bölgesindeki ork tehditleri ile uğraşmakta iken kuzeyli barbarlardan bu tehlikeli ve çaresiz yarı orkun hüzünlü hikâyesini dinlemiştir. Daha önce Anroth'un tavernalarında adını sıkça duymuş olduğu bu vahşi savaşçıyı avlamak yerine onunla anlaşma yapılabileceğini düşünen Anroth'lu ilk kişi de Betha olmuştur. Takım arkadaşlarıyla birlikte güneydeki ormanlara indikten sonra Zengal'in yerini iki gün içerisinde tespit etmişlerdir. Betha ve takım arkadaşları, o yıllarda konuşmayı bile doğru dürüst beceremeyen ama korkunç bir avcı olduğu söylenen bu yarı ork ile ateşin başına oturmuştur. Bunun da yeni ve sinsi bir saldırı şekli olduğunu düşünen Zengal her daim tetikte kalmış, ancak insan olan yarısı ağır bastığında içini dökmeye başlayıp kendisinin düşman olmadığını anlatmaya çalışmıştır.

Beklenmedik bir şekilde başlayan bu müttefiklik, önlerindeki beş yıl içerisinde derin bir dostluğa dönüşmüştür. Anroth'un askeri güçlerine bağlı olarak şehrin çevresinde güvenlik ortamı yaratan Betha ve takım arkadaşları Zengal'i de yanlarına almışlardır. Zengal bu beş yıllık sürede onlarla çok şey paylaşmıştır. Büyük bir bölümünü kendi kendine zaten öğrenmiş olduğu hayatta kalma ve iz takibi becerilerini daha da geliştirmiştir. İşleri güçleri ork avlamak olan Betha ve takım arkadaşlarının yanında orkların nasıl avlanması gerektiğini iyice öğrenmiş, bu sayede hem tehlikeli bir ork avcısı haline dönüşmüş hem de içinde taşıdığı ork yarısının zayıflıklarını daha iyi görmüştür. Betha'nın çabalarıyla Zengal'in bir düşman olmadığı şehir güçleri tarafından kısa sürede öğrenilmiş, kendisine karşı yapılan düşmanlıklar da büyük ölçüde son bulmuştur.

Anroth çevresindeki ork tehdidinin son bulmaya başladığı 1480 yılında Anroth'un çevresinde başka sıkıntılar boy göstermiştir. Zengal doğduktan birkaç yıl sonra filizlenmiş olan ve 1480 yılından sonra da iyice çığrından çıkan çete savaşları, Anroth şehrine maddi ve manevi çok büyük zararlar vermektedir. Anroth'lu korucular o yıllarda, kanun kaçaklarının Etheron Adası'nın yaban bölgelerinde toplandığı terk edilmiş harabeleri, sığınakları ve mağaraları tespit ederek onları Anroth adaletine teslim etme görevini üstlenmeye başlamıştır. Bu koruculara Betha ve takım arkadaşları da dahil olmuştur. Betha, yıllardır yan yana yürüdükleri ve artık güvendikleri Zengal'i 1480 yılında Anroth'a getirmiş ve onun da deneyimli bir korucu olarak Anroth birliklerine dahil edilmesini sağlamışlardır. Zengal'e soy adı sorulduğunda Betha, onun bu konudaki sıkıntısını anlamış ve araya girerek "Darkskull" demiştir (böyle bir ork klanının gerçekten var olup olmadığı hala gizemini korumaktadır). Zengal, kendisi bunu önemsemiyor olsa da bu sayede bir de soy adı edinmiş ve resmi olarak Anroth Askeri Güçleri için çalışmaya başlamıştır. Zaten avucunun içi gibi biliyor olduğu bölgelere gönderilip araştırmalar yaparak suçluları bir bir yakalamaya başlamıştır. Lâkin kendisi için belirlenmiş olan görev yerleri, Betha ve takım arkadaşlarına veda etmesini gerektirmiştir. Zengal'in katılımından sonra kanun kaçaklarının yakalanma oranı gözle görülür bir biçimde artmış, yarı ork öfkesini kontrol altına almayı başararak suçluların neredeyse tamamını canlı olarak ele geçirip şehre getirmeye başlamıştır.

1485 yılında Anroth şehrinin görmüş olduğu en deneyimli avcı konumuna gelmiş olan Zengal, aynı yıl içerisinde Anroth'un yeraltı dünyasında önemli bir statüye sahip olan Aramil adlı elf tarafından özel bir iş için kiralanmıştır. Bu özel iş gereği Calahan Redsky adlı kanun kaçağının da aralarında bulunduğu bir grup yabancıya Symourne Dağları'nın tehlikeli zirvelerine kadar rehberlik ve öncülük etmiş, daha sonra beklenmedik bir biçimde ortadan kaybolmuştur. Bu olay duyulduğunda Zengal'in sahip olduğu şöhret tehlikeye düşmüş, ancak hakkındaki şüphelerin yersiz olduğu ilerleyen aylarda ortaya çıkmıştır.

Bugün 32 yaşında orta yaşlı bir yarı ork olan Zengal günümüzde hâlâ Anroth Askeri Güçleri için yabanda ork, goblin ve kanun kaçağı avlamaktadır. Zengal, Anroth şehrine düşmanlık eden herkesin kâbusu ve en büyük cezasıdır. Vahşi doğada konaklarken veya seyahat ederken, şöminenin başında sıcak koltuğunda oturan bir insan kadar rahattır. Avlanırken ise avına sinsice yaklaşmış bir kobra kadar tehlikelidir. İnanılmaz hızlı, çok güçlü ve düşmanlarına karşı oldukça acımasızdır. Yaban arazide hiç kimsenin ondan kaçamayacağı sayısız kez ispatlanmış bir gerçektir. Barbar kabilesindeki yıllarında ok atmaya başladığından beri bu uğraşı hiç bırakmamış, nişancılıkta deneyimli elf okçularını kıskandıracak bir tecrübeye sahip olmuştur. Zengal, güçlü bir vücut ve kaslı kollar gerektiren kompozit yaylar kullanır. Bu sayede tek ve güçlü bir atışta düşmanını avlar ve yakın dövüşe girmesine gerek kalmaz. Ancak savaş alanında birkaç kez yakın dövüşe girdiği de görülmüştür ve buna şahit olan kişiler onun yakın dövüşte adeta ölümsüzleştiğini iddia etmişlerdir.

Zengal'in de dahil olduğu korucuların çabaları, Anroth çevresinde faaliyet gösterip konvoylara saldırarak ticari zarara ve ölümlere sebep olan çeteleri ve kötü güçleri büyük oranda bitirmiştir. Ancak Etheron Adası'ndaki tek tehdit çeteler ve kanun kaçakları değildir. Geçmişte Zengal'in en iyi dostları olan Betha ve takım arkadaşları, 1485 yılında bilinmeyen, karanlık ve korkunç bir güç tarafından yakalanmıştır. İşkenceye maruz kalan ve üzerlerine büyüler yapılan talihsiz korucular kısa sürede karanlık güçlerin kölesi olmuştur. Aynı yıl Symourne Dağları'nın eteklerinde kötü güçlerin saflarında ortaya çıkmış ve Zengal'in o dönemlerde öncülük ettiği bir gruba vahşi bir saldırı düzenlemişlerdir. Zengal ve yoldaşları, gözlerini kan bürümüş ve algıları köreltilmiş olan Betha ve takım arkadaşlarını o çarpışmada öldürmek zorunda kalmıştır. Bu olayın şaşkınlığını kolay kolay üzerinden atamayan ve derin bir üzüntü duyan Zengal, o günden sonra Etheron Adası'ndaki karanlık ve kötülüğün sebeplerini araştırmaya başlamış ve eski dostlarının ölümüne zemin hazırlayan kişileri bularak cezalandırmaya ant içmiştir.

Başa Dön
Belirli bir noktadan sonra artık geriye dönüş yoktur. İşte bu noktaya erişmek gerekir.
Franz Kafka