Gönderen Konu: Valynard Alvin  (Okunma sayısı 125 defa)

Kharnos

  • Narrator
  • - 20 -
  • İleti: 741
Valynard Alvin
« : Ağu 02, 2018, 12:17:25 »
Click to see the original size.

Valynard Alvin

Valynard, kuzeyin göz kamaştıran şehri Rhodan’da, askeri garnizonda subay olarak görev yapmakta olan Sorin Alvin’in ilk ve tek çocuğu olarak dünyaya geldi. Gerçek bir kılıcı eline alıp da tahtadan hedefine doğru savurmayı denediğinde henüz yedi yaşındaydı.

Valynard, çocukluğunu katı ve disiplinli bir adam olan babasının himayesi altında, güçlü bir asker ve başarılı bir erkek olmanın yollarını öğrenmeye çalışarak geçirdi. Sorin Alvin, Rodan ve Randos şehirleri arasında 1256 yılında patlak vermiş olan Gümüş Ovalar Savaşı’nda ölümcül bir yara alarak Rodan’ın Iadon Tapınağı’na getirildiğinde, Valynard henüz ondört yaşındaydı. Çocuğun çevresindeki herkes ona babasının bir kahraman olduğunu, eğer Sorin ölürse bunun şanlı bir ölüm olacağını ve kahramanca çarpıştığı için cennetteki yerinin hazır olduğunu söyledi. "Bunun için kendini üzmemelisin!" diyorlardı. Genç Valynard bütün bunlara öylesine inanmıştı ki, babası bu diyarı terk ettiğinde tam olarak ne hissedeceğini bilememişti. Hayata çok uzun süre tutunamamış olan talihsiz askerin cansız bedeni başında yalnızca tek bir kişi ağlamıştı. O kişi de Valynard’ın annesi Serana idi.

Genç Valynard, babasının cenazesini takip eden günlerde, ikamet ettiği semtteki arkadaşlarının bir konuşmasına kulak misafiri oldu. Tıpkı kendisi gibi asker çocukları olan ve babalarından duyduğu hikâyeleri sokakta dile getirmekte olan arkadaşları, Sorin Alvin’in savaşmaktan her zaman korktuğundan, savaştaki bir çarpışma sırasında bu korkusuna yenik düşüp kaçmaya çalışırken okla vurulup öldürüldüğünden, bu yüzden onun ölümü hak ettiğinden, tanrıların da onu cezalandıracağından bahsetmekteydiler.

Duyduklarından sonra bütün dünyası başına yıkılan ve utanç içinde uzaklaşarak bir yerlere saklanan Valynard, içine düştüğü üzüntüyü ve korkuyu dindiremeyince çareyi Iadon Tapınağı’na giderek babasının eski dostu olan rahip Thanos ile konuşmakta buldu. Sıradışı bir eğitime ve bakış açısına sahip olan rahip Thanos, bunun ilahî adalet olmadığını, savaşın şanlı bir şey değil, kanlı ve korkunç bir şey olduğunu, Sorin’in de korkmakta hakkı
olduğunu söyledi. Savaşın toplumlar üzerinde korkunç sonuçları olurdu, ve Thanos'a göre savaştan korkmak gayet insanî bir duyguydu. Özellikle de bir çatışmanın tam ortasına düşmüşseniz.

Rahip Thanos ile konuşmasından sonra Valynard’ın o güne kadar edinmiş olduğu bütün değerler sarsıldı. Çocuğun kafasında yıllar içinde daha insanî, daha gerçekçi, daha saf bir değerler bütünü oluşmaya başlayacaktı. 1257 yılına kadar düzenli olarak Iadon Tapınağı’nın huzurlu ve ihtişamlı salonuna uğrayan ve rahip Thanos ile sohbetlerini sürdüren Valynard, onbeş yaşına geldiğinde artık kararını vermişti. Annesi Serana’ya babası gibi bir asker olmayacağını ve Iadon Tapınağı’na bir öğrenci olarak yazılmak istediğini ilan etti. Iadon Tapınağı’nın adalet anlayışını benimsemekte olduğunu, silahını yalnızca bir adaletsizlik durumunda, kendini ve çevresindekileri savunmak amacıyla kullanacağını söyledi. Annesini mutlu eden bu kararından sonra bir iki parça eşyasını toplayarak Iadon Tapınağı’na yerleşti, annesini ziyaret etmeyi de hiçbir zaman ihmal etmedi.

Iadon Tapınağı’nda adalet, ihtiyaç sahiplerine yardım, iyileştirme becerileri ve şövalye düstüruna göre silah kullanma disiplini edinen Valynard, 1273 yılında Escova’dan Rhodan’a gelerek Iadon Tapınağı’nı ziyaret eden Mari adlı bir kadına aşık oldu. Rhodan’da iki hafta kadar kalan olan ve Valynard’ın kendisine olan ilgisi ve nezaketinden etkilenen Mari, genç adamın bu ilgisini karşılıksız bırakmadı. Lâkin, Rhodan'daki zamanı sona erdiğinde, ailesinin zor durumda olduğu anayurdu Escova’ya dönmek zorunda kaldı.

Annesi Serana’yı da alarak Escova’ya gitmek ve orada Mari'yi bulmak isteyen Valynard, içinde bulunduğu durumu hâlâ hayatta olan rahip Thanos’a anlattı. Doğru bir zamanda Escova’ya tayin olup olamayacağını öğrenmek isteyen Valynard, rahipten aldığı şu cevabı hiçbir zaman unutmayacaktı:

“Adalete Escova'dan daha fazla ihtiyaç duyan bir şehir daha yoktur.”
Belirli bir noktadan sonra artık geriye dönüş yoktur. İşte bu noktaya erişmek gerekir.
Franz Kafka