Gönderen Konu: Oyun Akışı  (Okunma sayısı 4187 defa)

Kharnos

  • Narrator
  • - 20 -
  • İleti: 739
Ynt: Oyun Akışı
« Yanıtla #140 : Eyl 14, 2018, 15:45:27 »

Nyst 4, 1290, Riag Dağı, Tarn, Doğu Ambarı, 22:00 (Ambiyans)

Doderic, buz çukurda yatan cücenin üzerinde buldukları altı uçlu demir anahtarı yuvasına yerleştirerek var gücüyle içeri doğru bastırdı. Mekanik bir -veya birçok- "Klank!" sesi duyuldu. Kapının içindeki tüm kavrama düzenekleri aynı anda hareket etmiş olmalıydı.

Escova'lı hırsız serbest kalan kilitleme levhasını kapının üzerinden aldı. Sağını solunu çevirip meraklı gözlerle inceledi. Elleri buz tutunca da onu dikkatle kenara koydu. Eski ve ağır bir şeydi bu. Kaba görünüşlüydü, ama küçük adamın zihnini bir süre meşgul edecek bazı incelikli noktaları vardı.

Buçukluk kapının her iki kanadını da içeriye doğru ittirdi. Kapı büyük bir gürültüyle -ve yeni klank sesleriyle- açıldı. Soğuk, karanlık ve yüksek tavanlı bir tünel kendini gösterdi. İçerideki havada nem, toprak ve yıllanmışlık kokusu vardı.

Inilius Tarn Ateşi'ni güçlendirdi ve Doderic'in peşi sıra ilerledi. Merl de bir elini baltasının kabzasında tutarak, arayı açmadan onları takip etti. Sonunda içeriye giriyorlardı. Temkinli adımlarla, büyüsel ateşin yamacından ayrılmadan ilerlediler.

Cücelerin belki de çağlar önce yaptığı kadim taş bloklara, işlemeli sütunlara ve yüksek kemerlere bakıyorlardı şimdi. Mimari unsurlar takdire değerdi, özellikle de bunca zamandan sonra hâlâ ayakta olmaları hesaba katılırsa. Tünelin diğer ucuna varıp, daha alçak bir kemerin altından geçtiler ve bir merdivenden inmeye başladılar.

Son basamağı da indiklerinde, ulaşmayı umdukları ambarın küçük kapısı tam karşılarındaydı artık. Geriye sadece içeriye girmek kalmıştı.





DM Notu: Tüm ekipmanlar karakterlere dağıtılmıştır.
Belirli bir noktadan sonra artık geriye dönüş yoktur. İşte bu noktaya erişmek gerekir.
Franz Kafka

Aramil

  • Planewalker
  • - 5 -
  • İleti: 112
Ynt: Oyun Akışı
« Yanıtla #141 : Eyl 26, 2018, 22:50:18 »
Kuzey dağlarının dondurucu soğuğundan kısa bir süreliğine de olsa kurtulmuştu yoldaşlar. Çünkü ambarın içerisindeki hava dışarıya nazar oldukça sıcaktı ve daha da önemlisi burada rüzgâr esmiyordu. Bu ıssız dağ yolunda dinlenebilecek daha iyi bir yer bulamayacaklarını düşünen Inilius, ambara girer girmez ateş yakma çalışmalarına başlamıştı. Merl ise bir kenarda oturmuş halatı sökmeye çalışırken bir taraftan da Doderic’in sandıkların içinden çıkardığı eşyalara bakıyordu.

Inilius ateşi yaktıktan sonra herkes için birer parça tilki eti ve patates pişirdi. Ancak bu süre zarfında yanan ateşin verdiği sıcaklık ve ambardaki sessizlik yarı-elfin uykusunu getirmişti. Yemeği yerken bile gözlerini açık tutmakta zorlanan büyücü uykulu gözlerle arkadaşlarına baktı. Merl ve Doderic, yarı-elfin ne kadar yorgun olduğunu gösterme çabalarını gülümseyerek karşıladılar. Inilius ise,

“Zaten nöbet sırası sizde” deyip gülümseyerek dostlarına karşılık verdi ve Doderic’in verdiği kaftana sıkıca bürünüp ateşin yakınında bir yere kıvrıldı. Dostlarının “iyi geceler sivri kulak” dediğini bile duyamadan derin bir uykuya daldı.
How shall we leave the lost road,
Time's getting short so follow me,
A leader's task so clearly,
To find a path out of the dark

Inilius Narteroth