Gönderen Konu: Oyun Akışı  (Okunma sayısı 7769 defa)

ZulkhiR

  • Planewalker
  • - 8 -
  • İleti: 191
Ynt: Oyun Akışı
« Yanıtla #20 : Kas 16, 2017, 09:14:47 »
Inilius mağara girişini kontrol etmem için bana işaret etti. Sanırım bu sivri kulaklı adamın anlatmaya çalıştıklarını daha iyi anlamaya başladım. Lâkin, bir şekilde ortak bir dil bulmak zorundayız. Umarım bu koca adamı da iyi edebiliriz. Mağaranın girişinde beni kimsenin göremeyeceği bir noktaya güzelce saklanıyorum ve etrafı dikkatlice gözetlemeye başlıyorum. Bu koca adam da iyi olup bize katılırsa dil problemimiz ikiden üçe çıkacak demektir. Bir an evvel, en azından basit bir çok kelimeyi birbirimize öğretmemiz gerek diye düşünürken bunu onlara nası anlatacağımı bilmiyorum.
The Professional
Doderic Cotton

Kharnos

  • Narrator
  • - 20 -
  • İleti: 745
Ynt: Oyun Akışı
« Yanıtla #21 : Kas 16, 2017, 10:58:12 »
Nyst 3, 1290, Muldaran Tepeleri, Gizli Mağara, 16:15

Birbirinizin dilini konuşamıyor olmanıza rağmen, herkesin temkinli (ama tehditkâr olmayan) bir tavır sergilemesi sonucunda, düşman olmadığınızı ve zarar verme niyetinizin olmadığını birbirinize ifade etmeyi başarıyorsunuz. Doderic ve Inilius: Kimliğini bilmediğiniz kişiler sizin peşinize düşmüşken, kar ve çamur dinlemeden sizi takip etmekteyken sizin yardıma ne kadar ihtiyacınız varsa; mağarada yara bere içinde oturan, can yoldaşını dev bir örümceğin saldırısı sonucu henüz kaybetmiş olan ve kendisi de zehrin etkisi altında ölümü beklemekte olan cücenin de buna o kadar ihtiyacı var.

Bütün bunlar yaşanmamış bile olsaydı, sırf Kaldia dağlarının acımasız ortamı bile sizi yardımlaşmak zorunda bırakırdı. Yiyeceğiniz de, suyunuz da, enerjiniz de sınırlı. Dağlardaki deliklerden içeriye dolan buzlu havanın da size pek yardımcı olduğu söylenemez.

Inilius: Cüce yardıma ihtiyacı olduğunu gizlemiyor. Sana kolunu uzatıp yarasını gösterdiğinde, bunun bir örümcek ısırığı olduğu ortaya çıkıyor. Isırık derinlemesine nüfuz etmemiş, hatta sıyırıp geçmiş denebilir. Yine de cücenin kolunda kan pıhtılaşmaları ve bölgesel renk değişimleri var. Zehrin bir kısmı vücuda yayılmış. Elinde zehir tedavisinde kullanabileceğin bir şeyinin olduğu söylenemez, bu yüzden en basit teknikleri uygulamaya koymaya karar veriyorsun.

Aslında buraya soluklanmak, biraz ısınmak ve mümkünse saklanmak için gelmiştiniz ama şimdi işler değişti. Mağaranın açık kısımlarından ve pasajlarından cereyan eden keskin soğuk her yanından acımasızca saldırıyor ve elinde panzehire benzer hiçbir şeyin olmaması seni içten içe tedirgin ediyor. Ama zihnin bu sorunlara karşı koyuyor. Bir trans hâli gibi geçen yarım saatlik bir çalışmanın sonucunda, cücenin hayatî riski atlattığından emin oluyorsun.

Merl: Bir bulanıklaşıp bir düzelen görüntünün içinden çıkagelen yabancılardan birisi seni tedavi etmeye girişti. Yaranı inceledi, temizledi ve sardı. Bu süreç senin için zaman zaman bir hayal gibi, zaman zaman da bir kabus gibi geçiyor. Kendini iyi hissetmiyorsun. Kaldia'nın çelik gibi soğuğunda hem terliyor, hem üşüyorsun. Sivri kulaklı adam sana su gibi bir şey içiriyor, içtikten sonra kusuyorsun. Sonra yine içiyor, yine kusuyorsun. Bu arada başın dönüyor ve bilincin gidip gelecekmiş gibi oluyor. Bu bir süre böyle devam ediyor.

Ne var ki, yarım saatlik bir sürenin sonunda bütün bu kabus, yerini halsizlikten ibaret olan bir yorgunluğa bırakıyor. İşte o anda, hayatta kalma umutların tekrar yeşeriyor. Biraz dinlensen gücünü kuvvetini yeniden toplayabilecekmişsin gibi...

Gizli 2d9 : 4, 6, toplam sonuç 10



DM: Devam edeceğim.
Belirli bir noktadan sonra artık geriye dönüş yoktur. İşte bu noktaya erişmek gerekir.
Franz Kafka

Kharnos

  • Narrator
  • - 20 -
  • İleti: 745
Ynt: Oyun Akışı
« Yanıtla #22 : Kas 16, 2017, 11:13:27 »


Nyst 3, 1290, Muldaran Tepeleri, Gizli Mağara, 16:15

Doderic: Inlius sana adınla seslendi, mağaranın gün ışığına açılan girişini göstererek bir şeyler söyledi. Verilen tüm kararlar ve yapılmaya başlanan tüm işler, hem karanlığın hem de kendini ifade edemiyor olmanın yarattığı belirsizlikte, genellikle hızlı bir biçimde gelişiyor. Açlıktan, yorgunluktan, soğuktan ve yer yer kendini hissettirmeye başlayan çaresizlik hissinden dolayı birbirinizi sorgulamıyor, yargılamıyorsunuz... Böylece onların yanından ayrılıyor, aydınlığa doğru çıkan düzensiz basamakları çıkıyorsun. Onları bıraktığında sivri kulaklı arkadaşın cücenin kolundaki yaraya bakıyordu ve bir şeyler yapma telaşı içindeydi.

Mağaranın ağız kısmındaki güvenli bir noktaya geçerek, artık yalnızca belirli bir kısmını görebildiğin dağ yolunu, aslında yol bile denemeyecek yürüme hattını izlemeye koyuluyorsun. Karlar zerrecik dalgaları şeklinde akın ederek, mağaranın giriş kısmının zemininde ince, kum gibi örtüler oluşturuyor. Kışlık giysilerinin kapşonunu çekiyor, kendini soğuktan korumaya çalışarak nöbetini sürdürüyorsun.

Aradan belki yarım saat kadar geçiyor ama geldiğiniz yönde ne bir gelen, ne de başka bir hareket görüyorsun. Peşinize düştüklerini tahmin ettiğiniz kimselerden yana bir ipucu yok. Görebildiğin tek dikkate değer şey, tam önündeki uçurumun aşağısında bulunan karlarla örtülü vadide yakaladığın bir hareket. Yarı yarıya karlara batmış ve tahminen senin boylarında olan birisi, vadi zemininin beyaz örtüsünü yara yara, uçurumun senin bulunduğun kısmının dibine doğru yaklaşıyor. Sırtında bohça gibi bir şey taşıyormuş gibi görünüyor. Üzerinde senin bulunduğun uçurum duvarının dibine kadar sokuluyor, sonra da duvarın içinden geçmiş gibi gözden kayboluyor. Tam bu esnada kulağına bir iki zayıf ciyaklama çalınıyor, bu sesin kaynağının aşağıdaki kişi olduğunu tahmin ediyorsun. Duvarın içinde kaybolduktan sonra onu bir daha görmüyorsun.
Belirli bir noktadan sonra artık geriye dönüş yoktur. İşte bu noktaya erişmek gerekir.
Franz Kafka

ZulkhiR

  • Planewalker
  • - 8 -
  • İleti: 191
Ynt: Oyun Akışı
« Yanıtla #23 : Kas 16, 2017, 12:15:59 »
Acaba sivri kulaklı arkadaşım koca adamı iyi edebilecek mi? Elfler yetenekli bir ırktır, bir çok konuda başarılılardır. Bu adama inanıyorum. Yanımızda olduğu sürece bir çok konuyu çözüme kavuşturabiliriz. Ve koca adam... O da yanımıza katılırsa eğer peşimizdekilerden korkmaya gerek kalmaz. Koca kılıcı ile bir çok kişiye diz çöktürebilecek birine benziyor.

O da ne? Sanırım soğuk, açlık ve yorgunluktan illüzyon görmeye başladım. Gördüğüm silüeti takip ediyorum. Kaybolunca hayal gördüğümü sanıyorum, lâkin duyduğum ses irkilmeme neden oluyor. Aşağıda ne oldu acaba? Bu mağrada çok da güvende değiliz sanırım. İçeridekileri uyarmam lazım.
The Professional
Doderic Cotton

ZulkhiR

  • Planewalker
  • - 8 -
  • İleti: 191
Ynt: Oyun Akışı
« Yanıtla #24 : Kas 16, 2017, 19:12:58 »
Olan bitenden sonra mağaraya girip Inilius'un yanına gidiyorum. Elimle aşağıyı işaret edip iki parmağımı oynatarak aşağıda yürüyen birini gördüğümü, sonra diğer elimle de bir duvar şekli yaparak duvara girip kaybolduğunu anlatmaya çalışıyorum. Onu bir daha görmediğimi belirtmek için iki elimi havaya kaldırıyor ve gözlerimi kapıyorum. Daha sonra ağzımı kocaman açıp kulaklarımı göstererek bir çığlık duyduğumu belirtmeye çalışıyorum. Sonra hepimizi gösterip, sonra mağarayı gösterip başımı iki yana sallayarak güvende olmadığımızı anlatmaya çalışıyorum.
The Professional
Doderic Cotton

Iraneth

  • Planewalker
  • - 2 -
  • İleti: 29
Ynt: Oyun Akışı
« Yanıtla #25 : Kas 19, 2017, 23:37:03 »
Geçen şu süre zarfında kendimi daha iyi hissediyorum. Sivri kulaklı adamın yapmış olduğu tedavi, yaşadığım mide bulantısı ve baş dönmesi hâlini yavaş yavaş halsizliğe ve yorgunluğa bırakıyor. Kendisine minnettarım. Biraz dinlenebilirsem kendimi daha iyi hissedeceğim.

O sırada küçük adamın, gözlerindeki tedirgin bakışla elfin yanına gelip bir şeyler anlattığını görüyorum. Burada yalnız değiliz sanırım. Bir kişiyi gördüğünü, bu kişinin kaybolduğunu ve sonra bir ses duyduğunu söylüyor sanırım. Birileri peşlerinde olabilir veya bu yalnızca oradan geçen birisi de olabilir, bu küçük bir ihtimal de olsa.

Ama sonuç ne olursa olsun hayatımı onlara borçluyum. Nasıl bir durumda olduklarını bilmesem de yardım etmek istiyorum.

Ayağa kalkıp Rolandus'un yanına gidiyorum. Cansız bedenini mağara içerisinde bulduğum uygun bir yere taşıyor, üstünü taşlarla kapatıyorum. Ailesinden ona kalan ve artık benim için de özel olan avcı bıçağını ve parayı yanıma alıyorum. Geri kalanları da sivri kulak ve küçük adamın olduğu yere getiriyorum.

Şu anda çok güvende değiliz. Bunun farkındayım fakat onların da uzun bir yoldan geldiğini düşünerek, burada biraz soluklanıp dinlendikten sonra yola çıkmamız gerektiğini el işaretleriyle onlara anlatıyorum.

Aramil

  • Planewalker
  • - 5 -
  • İleti: 113
Ynt: Oyun Akışı
« Yanıtla #26 : Kas 20, 2017, 00:49:34 »
Cüce yavaş yavaş kendine gelmeye başlamış ve rengi kustuktan sonra kısmen de olsa biraz daha düzelmişti. Bu sırada Doderic, Inilius'un yanına gelmiş ve dışarıda gördüklerini anlatmaya başlamıştı. Yeni birileri daha vardı ancak önceki izcilerden hâlâ herhangi bir haber yoktu.

Inilius mağara girişine doğru yürüdü ve dışarıya göz gezdirdi. Bir tercih yapmaları gerekiyordu: Ya kalacaklardı ya da yola devam edeceklerdi. Ancak şu an itibariyle yola devam etmek riskliydi. Cüce yaralıydı ve vücudu zehri hala atamamıştı. Koşmak veya tırmanmak gibi efor gerektiren işlerde zorlanacaktı ve yapacağı bir hata hayatına mal olabilirdi. Zira güzergahları basit bir patika değil, sert kayalıklar ve kaygan zeminlerden oluşmaktaydı. Ayrıca bir kaç saat içerisinde iyi bir sığınak bulamazlarsa da aşırı soğuktan donabilirlerdi.

Burada, mağara içerisindeki hava -her ne kadar rüzgâr olsa da- dışarıya göre daha ılımandı ve üç yoldaşı da gizliyordu. İşler ters gitse ve dövüşmeleri gerekse bile sadece mağara girişini savunmaları yeterli olurdu, etrafları sarılamazdı. Ayrıca şu an ciddi derecede acıkmışlardı.

Inilius mağaraya geri döndü. Doderic'e ve Merl'e dönüp en azından bir gece için burada kalmalarının daha iyi olacağını açıklamaya çalıştı. Bir yandan hareketlerle anlatmaya çalışırken, soğuk, tehlike, uyku vb. kelimeleri telaffuz etmeyi de ihmal etmiyordu. Palria dilini bu iki dostuna öğretmeye kararlıydı.

Sonrasında elf, yiyecek bir şeyler çıkarmak için çantasına uzandığı sırada duraksadı. Her ne kadar kendi bir açıklama yaptıysa da arkadaşlarının da fikrini alması gerekiyordu. Cüce ve buçukluğa döndü ve cevap bekleyerek önce mağarayı sonra da dışarıyı işaret etti.

"Kalıyor muyuz yoksa gidiyor muyuz?"


DM Edit:

Gizli 2d9+3 : 8, 8 + 3, toplam sonuç 19

Gizli 2d9+1 : 3, 2 + 1, toplam sonuç 6

Gizli 2d9 : 9, 1, toplam sonuç 10
How shall we leave the lost road,
Time's getting short so follow me,
A leader's task so clearly,
To find a path out of the dark

Inilius Narteroth

Kharnos

  • Narrator
  • - 20 -
  • İleti: 745
Ynt: Oyun Akışı
« Yanıtla #27 : Kas 20, 2017, 15:15:10 »
Nyst 3, 1290, Muldaran Tepeleri, Gizli Mağara, 16:30

Sığındığınız mağaranın kucağında, hem ardınızdan peşiniz sıra kovalayan gerçeğin, hem de Doderic'in verdiği yeni haberlerin gölgesinde süren karar anı... Birbirinize el işaretleriyle anlatmaya çalıştığınız şeyler artık basit olmaktan öteye gitmeye başladı. Derdinizi düzgün anlatıp anlatamadığınız, bunu başarsanız bile karşı tarafın sizi doğru anlayıp anlamadığı meçhulken plan yapmanın ne kadar zor olduğunu yavaş yavaş anlamaya başlıyorsunuz.

Inilius: Hassas kulakların, bulunduğunuz mağaranın derin bir yerinden geliyor olması gereken sesler yakalıyor. Tenekemsi bir gürültüyle karışık kısık bir viyaklamayı andırıyor ama sesin uzaklığından ve yankılanmasından ötürü emin olmak zor. Yine de sesler boğuk sayılmaz. Açık bir pasajın aşağısından, duvar gibi bir engele takılmadan yukarıya ulaştığından emin olabiliyorsun.

Ses süreklilik göstermiyor. Mağaranın esintili ve uğultulu boşluğunda çok geçmeden kaybolup gidiyor.
Belirli bir noktadan sonra artık geriye dönüş yoktur. İşte bu noktaya erişmek gerekir.
Franz Kafka

ZulkhiR

  • Planewalker
  • - 8 -
  • İleti: 191
Ynt: Oyun Akışı
« Yanıtla #28 : Kas 21, 2017, 08:39:31 »
Inilius bir şeyler anlatıyordu... Soğuk, tehlike, vs... Evet, burası da, dışarısı da tehlikeli. Lâkin dışarısı hem tehlikeli, hem soğuk. "Bence burada kalmalıyız ve dinlenmeliyiz" diye işaret ediyorum. İşaret ederken de burada kalmamız ve dinlenmemiz gerektiğini, tıpkı onun yaptığı gibi telaffuz ederek yapıyorum. Burada kalıp dinlenmek hepimize çok iyi gelecektir. Hem koca adam toparlar, hem de biz biraz toparlamış oluruz.
The Professional
Doderic Cotton

Aramil

  • Planewalker
  • - 5 -
  • İleti: 113
Ynt: Oyun Akışı
« Yanıtla #29 : Kas 21, 2017, 12:32:02 »
Doderic ikna olmuş görünüyordu. Burada kalıp biraz dinlenmek, özellikle cücenin toparlanması için oldukça önemliydi. Elf çantasını çıkarıp ateşin yakınlarına bir yere koydu. Tam içinden yiyecek bir şeyler çıkarmaya başlamıştı ki, mağaranın içeri taraflarından bir ses duydu. Olduğu yerde hareketsiz kaldı, işaret parmağını havaya kaldırarak arkadaşlarını uyardı ve sessiz olmalarını istedi. Derinlerden gelen bu ses, mağarada yalnız olmadıklarının kanıtıydı.

Inilius, mağaraya girdiği andan beri nedense diğer tarafta bir şey olmadığını düşünmüştü ancak gelen sesler aksini iddia ediyordu. Rüzgar onu yanıltmış olabilir miydi? Soğuktan ve yorgunluktan dolayı gaipten sesler mi duyuyorum diye düşündü bir kez daha. Ancak sesler, bir rüzgarın çıkarabileceğinden çok farklıydı. Gidip sesin kaynağı bulmaları gerekiyordu yoksa burada bir an bile uyuyamayacaklarını ve dinlenemeyeceklerini biliyordu.

Inilius, hiç ayağa kalkmaya gerek duymadan elini ufak adamın omzuna koydu. Mağaranın arka tarafını işaret etti ve sessiz bir şekilde yürüme işareti yaptı. Sonrasında cücenin getirdiği yayı ve okları yerden aldı. Yayı ve sadağı sırtına taktıktan sonra oklardan birini eline alıp yere mağarayı kabaca çizdi. Şu an bulundukları yere bir çarpı işareti koydu ve cüceyi işaret etti. Eliyle önce gözlerini sonra mağara girişini göstererek burada kalmasını ve girişi gözetlemesini belirtmeye çalıştı. Sonrasında cücenin yüzüne bakarak anlayıp anlamadığını görmek istedi. Yavaşça cücenin yarasına dokundu ve,

"Yaralısın efendi cüce. Burada kal, bekle ve izle" dedi.

Ardından, mağaranın arka taraflarına bir daire çizdi ve arkasına da bir üçgen. Oku dairenin ortasına saplayıp Doderic'i işaret etti ve üçgeni işaret ettiğinde de kendini gösteriyordu. Sonra daireyi işaret etti ve gidecekleri yönü gösterircesine mağaranın arkasını işaret eden bir ok çizdi. Doderic'e dönüp,

"Sessiz, yavaş ve gizli" dedi.

Tüm bunları yapması bir dakikasını almamıştı elfin. Doğrulduğunda ok hala elindeydi ve sımsıkı kavramıştı. Yayı da sırtından çıkarıp oku yayın kirişine koydu. Sonra duvardaki meşalelerden birini aldı ve başıyla mağaranın arka tarafını göstererek,

"Gidelim Doderic" dedi. Gözlerini mağaranın arka tarafındaki loş ışığa ve arkasındaki karanlığa dikti.

(DM'e not: Bu güzergahta sürekli olarak dikkatli, yavaş ve sessiz bir biçimde hareket edeceğim.)


Gizli 2d9+3 : 6, 8 + 3, toplam sonuç 17

Gizli 2d9 : 7, 6, toplam sonuç 13
How shall we leave the lost road,
Time's getting short so follow me,
A leader's task so clearly,
To find a path out of the dark

Inilius Narteroth

ZulkhiR

  • Planewalker
  • - 8 -
  • İleti: 191
Ynt: Oyun Akışı
« Yanıtla #30 : Kas 21, 2017, 17:04:08 »
Sivri kulak şimdi anladığım kadarıyla benden sessiz ve görünmez olmamı istiyor. Bu iş benim ustalık alanım. Gölgelerde görünmeden yürümektir bizim işimiz. Gidip buraların gizemini çözelim. Koca adam iyi görünüyor, kendisi dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı şu an oldukça tehlikeli sayılır. Biraz hareketlenmek bana da iyi gelecek. Macera ve heyecan beni daima zinde tutmuştur.

(DM'e not: Bu güzergahta sürekli olarak saklanarak, sessiz ve dikkatli hareket edeceğim)

Gizli 2d9+3 : 6, 7 + 3, toplam sonuç 16

Gizli 2d9 : 8, 6, toplam sonuç 14
The Professional
Doderic Cotton

Iraneth

  • Planewalker
  • - 2 -
  • İleti: 29
Ynt: Oyun Akışı
« Yanıtla #31 : Kas 21, 2017, 22:27:15 »
Tam biraz soluklanma fırsatı yakalamışken, sivri kulak mağaranın içerisinden garip bir ses duyduğunu söyledi. Mağarada yalnız olmadığımızı işaret ediyordu.

Okla kabaca çizdiği mağarada benim girişte durmamı söylüyordu. Küçük adamla beraber diğer yöne doğru gideceklerdi. Gözümle bu plana onay vererek ve avucumu sıkarak "Beni merak etmeyin ve kendinize dikkat edin!" diyorum.

Küçük adamın o sırada gölgeler arasında kaybolduğunu ve peşinden sivri kulağın da kaybolduğunu görüyorum. Ben de kılıcımı alıp girişe doğru yönelerek, dışarıyı rahat görebileceğim fakat dışarıdan zor görünebilecek bir yere doğru geçiyorum.

DM'e not: Dikkatli bir şekilde dışarıyı kontrol ediyorum.

Gizli 2d9+1 : 7, 7 + 1, toplam sonuç 15

Gizli 2d9 : 3, 9, toplam sonuç 12

Kharnos

  • Narrator
  • - 20 -
  • İleti: 745
Ynt: Oyun Akışı
« Yanıtla #32 : Kas 22, 2017, 12:35:28 »

Nyst 3, 1290, Muldaran Tepeleri, Gizli Mağara, 16:45

Inilius & Doderic: Kısa bir planlamanın ardından Merl'i mağaranın girişine gönderip siz de aksi yöne, soğuk ve uğultulu boşluğun içerisine doğru ilerlemeye başladınız. Meşalenizin ışığı, her tarafınızı kuşatmış olan karanlığı dağıtarak mağaranın nemli hatlarını biraz olsun ele veriyor. Bastığınız yere dikkat etmeniz gerekiyor, zira mağara zemini kaygan ve engebeli. Yeni yoldaşınızın ağır adımları arkanızda git gide uzaklaşırken, siz de zayıf ışığınızın ve kulaklarınızın rehberliğinde, Inilius'un az evvel yakalamış olduğu işitsel ipucunu takip etmeye koyuluyorsunuz. Doderic başı çekiyor. Inilius da hemen arkada ve meşaleyi taşıyarak destek oluyor.

Mağaranın daha derin olan kısmının duvarlarına biraz göz gezdirince, karşıdan bakan bir kişinin fark edemeyeceği bir açı yaparak kayaların içine doğru devam eden incecik bir pasajı her ikiniz de fark ediyorsunuz. Taze hava akımının cereyan ettiği başlıca yer burası. Görünürde yürüyerek devam edebileceğiniz başka bir açıklık yok. Doderic bu dar yarıktan kolayca geçerken, Inilius'un birazcık gayret göstermesi gerekiyor.

Yer yer kaymamak için kenarlara tutunarak, yer yer de geçebilmek için kenarlara sürtünerek ilerlediğiniz bu daracık pasaj, yedi-sekiz metre kadar sonra sizi geniş bir açıklığa çıkarıyor. Burası dağların altında gizli kalmış, boylu boyunca uzanan, geniş bir yarık-mağara. İnce pasajdan buraya çıktığınız anda, kendinizi bu derin yarığın sağ kenarındaki ince bir taş patikada buluyorsunuz. Sol tarafınız aşağıya doğru derinleşen dik bir uçurum. En yukarıda, yarığın tavanı denebilecek erişilmez yüksekliklerde, gökyüzünü ve gün ışığını içeriye buyur eden küçük boşluklar var. Yarığın iç kısmı bu yüzden kısmen aydınlık sayılır. Taş patika hafif bir eğimle aşağıya doğru, içerideki ışığın görmenize müsaade ettiği yerlere (ve ötesine) doğru uzanıyor. Bir ışık kaynağına artık ihtiyaç olmadığı için, Inilius yanmakta olan meşaleyi söndürüyor.

Sesler işte burada belirginleşiyor. Patikanın aşağılarında, bulunduğunuz yerden görmenizin mümkün olmadığı bir noktada birisi (veya birileri) var. Kulaklarınız, zaman zaman bir viyaklamayı -veya serzenişi- andıran o tiz mırıldanmayı yeniden yakalıyor. Bu mırıldanmaya bazen keskin ve metalik gürültüler karışıyor. Artık bu seslerin kaynağına çok uzak değilsiniz. Siz bu titreşimleri nasıl rahatça duyabiliyor ve ayırt edebiliyorsanız, bu mesafeden sizin gürültünüzün de rahatlıkla duyulabilmesi mümkün olur. Şu ana kadar oldukça sessiz bir biçimde hareket ettiniz. Duyduğunuz sesler her neye veya kime aitse, onun sizi duymuş olabileceğine veya tehlike hissine kapılmış olabileceğine dair hiçbir ipucu yok. Aşağıda her ne işle meşgulse, aynen devam ediyor.

Taş patikadan aşağıya, olabildiğince sessiz ve dikkatli bir biçimde devam ediyorsunuz.

Gizli 2d9+3 : 2, 8 + 3, toplam sonuç 13

Gizli 2d9 : 6, 3, toplam sonuç 9

Gizli 2d9 : 3, 9, toplam sonuç 12

Gizli 2d9+3 : 8, 1 + 3, toplam sonuç 12
Belirli bir noktadan sonra artık geriye dönüş yoktur. İşte bu noktaya erişmek gerekir.
Franz Kafka

Kharnos

  • Narrator
  • - 20 -
  • İleti: 745
Ynt: Oyun Akışı
« Yanıtla #33 : Kas 22, 2017, 13:58:07 »

Nyst 3, 1290, Muldaran Tepeleri, Gizli Mağara, 16:45

Merl: Sivri kulaklı yeni yoldaşının toprağa çizerek anlattığı planı az çok anlıyor, bu plana riayet ederek mağara girişinde gözcülük etmeyi kabul ediyorsun. Yarı-elf küçük yoldaşıyla birlikte mağaranın derinliklerinde kaybolurken, sen de rüzgârın daha sert estiği mağara girişine doğru ilerliyorsun. Gizli bir köşede kıpırtısız bir biçimde oturacağın ve buraya doğru gelen karlı sırtları gözleyeceğin bir yere...

Bu iki adamın peşinde birileri var. Sana el işaretleriyle anlattıkları şeylere ve aceleci gibi görünen tavırlarına baktığında bunu anlamak senin için pek de zor olmadı.

Hem Rolandus'a olanlarla ilgili kederini, hem de yaralarının acısını bastırmaya uğraşarak mağaranın girişindeki korunaklı bir noktaya yerleşiyorsun. Gözlerin buraya doğru uzanan karlı tepeleri, kayalık sırtları ve aşağılara kadar uzanan dağ yollarını tarıyor. Mağarayı keşfe çıkan arkadaşlarının sesleri git gide uzaklaşıyor. Bir süre sonra, mağaranın ağzında ıslık çalan rüzgârlardan başka hiçbir ses duyamaz oluyorsun.

Aradan yaklaşık onbeş dakika kadar geçiyor. Rolandus'un her geçen dakika biraz daha fazla buzlaşan kıpırtısız bedeninin yanıbaşında, onu bu hâle getiren aşağılık canavarın rahatsız edici gölgesinde, on beş koca dakika... Sivri kulak ve buçukluk şimdi kim bilir nerededir?

Aniden, kafandaki tüm bu sesleri susturacak olan yeni bir gelişme oluyor. İleride, buraya doğru uzanan karlı sırtların uzak bir noktasında, elinde uzun bir değnek taşıyan birisi beliriyor. Az önce orada değildi ama kayalara tırmanıp da sırtın zirvesine ulaşır ulaşmaz görüş alanına girdi.

Yabancı bir süreliğine soluklanıyor ve bir dakika kadar etrafına bakınıyor. Eğer yanlış görmediysen, bir ara dağların aşağısında bulunan ve senin göremediğin bir noktaya doğru bir el hareketi yaptı. Daha sonra vakit kaybetmeksizin kayalık sırtın üzerinde yürümeye ve sizden tarafa doğru gelmeye başlıyor.

Adamın seni görüp görmediğini bilmiyorsun, senin bulunduğun gölgeleri o mesafeden görmesi pek muhtemel değil. Ama şurası kesin ki, adam doğru iz üzerinde ilerliyor.
Belirli bir noktadan sonra artık geriye dönüş yoktur. İşte bu noktaya erişmek gerekir.
Franz Kafka

Kharnos

  • Narrator
  • - 20 -
  • İleti: 745
Ynt: Oyun Akışı
« Yanıtla #34 : Kas 23, 2017, 11:33:20 »

Nyst 3, 1290, Muldaran Tepeleri, Gizli Mağara, 16:50

Inilius & Doderic: Taş patikadan aşağıya doğru bir müddet daha ilerleyince, onu görüyorsunuz.

Sol tarafınızda kalan uçurumun aşağısında, ilerideki bir karanlık köşeden dönerek aniden ortaya çıkıyor. Geniş omuzlu, fazlasıyla cüsseli, kıllı bir yaratık bu. Böyle bir şeyi ikiniz de hayatınızda ilk defa görüyorsunuz. Sırtı o kadar büyük ve kambur ki, yukarıdan bakınca koca kafası vücudunun tam ortasındaymış gibi görünüyor. Goblinlerin dağlarda yaşayan daha büyük türlerinin olduğunu duymuştunuz. Bu yaratık belki de onlardan biri.

Kudurmuş bir hayvanınkine benzeyen hırıltılı sesler çıkarıyor. Onu artık çok daha net duyabiliyorsunuz. Arada bir veya iki kelime telaffuz ettiği oluyor, ama ne dediği hakkında en ufak bir fikriniz yok. Hızlı hızlı oradan oraya gidip duruyor; huzursuz ve tehlikeli bir hâli var. Kısa bir yay ve oklar taşıdığını çok geçmeden fark ediyorsunuz.

Yaratık kendini gösterdikten bir süre sonra, dipteki yol boyunca yürümeye başlayarak sizin ayağınızı bastığınız patikanın duvarının tam aşağısına doğru yaklaşmaya başlıyor. Sizi gördüğüne dair hiçbir bulgunuz yok, özellikle de başı çeken Doderic patikanın kenarına bu kadar iyi gizlenmişken. Aşağıdaki mahlukat kendi işiyle, veya kovaladığı şey her ne ise onunla meşgul. Ta ki Inilius'un ayağını bastığı kayalık kenarın bir parçası yerinden kopup da, yanına bir demet küçük taşı ve tozu toprağı da alarak bu yaratığın önüne düşene kadar...

Önce kısa bir sessizlik oluyor. Inilius'un düşmemek ve geriye doğru toparlanmak için bir hamle yaptığı, göreceli bir sessizlik... Bir nefes alınıp verildikten sonra, aşağıdaki kıllı mahlukat birden galeyana geliyor. Bağırıp, çağırıp oradan oraya sıçradığını duyuyorsunuz. Hatta sizin etrafınızda bulunan kaya duvarlardan birinin üzerinden körlemesine atılmış bir ok bile sekiyor. Yaratığın sizi gördüğünden bu sayede emin oluyorsunuz.

Kıllı cüssenin koşturan ağır ayaklarının sesi tüm mağarada yankılanıyor. Az önceki -beklenmedik bir çabuklukla yapılmış- ok atışı, atış açısının imkansızlığı nedeniyle isabet kaydetmemişti. Şimdi ikiniz de, goblin yarmasının daha uygun bir açıya doğru koştuğunu biliyor, hissediyorsunuz.

İncecik bir taş patikanın üzerindesiniz. Saklanacak hiçbir yer yok.


Sırayla oynayacağız. Hamle önceliği için zar atışları geliyor. En yüksek atan, önce başlayacak.

Doderic 2d9 : 3, 2, toplam sonuç 5

Inilius 2d9 : 7, 4, toplam sonuç 11

Hobgoblin 2d9 : 9, 7, toplam sonuç 16

Belirli bir noktadan sonra artık geriye dönüş yoktur. İşte bu noktaya erişmek gerekir.
Franz Kafka

Kharnos

  • Narrator
  • - 20 -
  • İleti: 745
Ynt: Oyun Akışı
« Yanıtla #35 : Kas 23, 2017, 11:47:31 »
Nyst 3, 1290, Muldaran Tepeleri, Gizli Mağara, 16:51

Inilius & Doderic: Aşağıdaki yaratığın yaptığı ilk saldırının ardından, siz henüz toparlanmaya bile fırsat bulamadan ikinci bir atış geliyor. Bağırıp duran goblin yarması düşündüğünüzden daha hızlı çıktı. Hızla sizi daha net görebileceği bir yere geçti, ve yine zor bir açıda da olsa ikinci okunu gönderdi.

Hobgoblin Inilius'a nişan alıyor. Dezavantajlı atış. 2d9v9 : 6, 1, toplam sonuç 7


DM: Inilius'un da, Doderic'in de savunması 10.

Belirli bir noktadan sonra artık geriye dönüş yoktur. İşte bu noktaya erişmek gerekir.
Franz Kafka

Aramil

  • Planewalker
  • - 5 -
  • İleti: 113
Ynt: Oyun Akışı
« Yanıtla #36 : Kas 23, 2017, 12:17:09 »
Inilius, aşağıda yaratığın koşuşturduğunu gördüğü anda irkildi ve istemsizce duraksadı. Ancak beceriksizce yaptığı bu hareketi, bir taş parçasının kopup yuvarlanmasına ve yaratığın onu fark etmesine neden olmuştu. Yay ve ok elindeydi. Oku hızlıca yayın kirişine takmaya çalıştı ancak paniklediği için bir türlü oku yerine koyamıyordu. Daha genç yaşlarında bir süreliğine atış eğitimi almıştı ancak çok ciddi bir eğitim almadığı şu anki durumundan belli oluyordu.

Yaratık, iyi bir açı yakalamak için koşmaya başlamıştı. Onu takip ettiği sırada ok Inilius'un elinden yere düştü. Oku yerden almak için tam eğilmişti ki, az önce kafasının durduğu yerden bir ok geçip mağara duvarına saplandı. Yaratık, yeni bir oku takmaya çalıştığı sırada, Inilius çömelir vaziyette yayı gerip, yaratığın göğsüne nişan aldı ve atışını yaptı.

Inilius Hobgoblin'e nişan alıyor 2d9 : 7, 5, toplam sonuç 12
How shall we leave the lost road,
Time's getting short so follow me,
A leader's task so clearly,
To find a path out of the dark

Inilius Narteroth

ZulkhiR

  • Planewalker
  • - 8 -
  • İleti: 191
Ynt: Oyun Akışı
« Yanıtla #37 : Kas 23, 2017, 22:32:34 »
Sessizce gölgelerden seyrederken birden sesini duydum ve kendisini gördüm. Daha önce hiç böyle bir yaratık görmemiştim. Nedir ki bu kıllı dev yaratık? Geride bıraktığımız koca adam kadar var. Neyse ki bizi görmedi.

Sessizce ilerlemeye çalışırken sivri kulak sessizliği bozdu. Sanırım ayağı kaydı ve aşağıya istemsizce taş parçaları gönderdi. Bu da yerimizi açık etmeye yetecekti. Yaratık ilgisini hemen bize doğru yönlendirdi. Birisi saçma sapan, diğeri tam Inilius'a doğru iki ok salladı, lâkin sivri kulak kendine gelen oktan kurtulmayı başardı. Yaratığın ilgisi onun üzerinde olduğuna göre beni fark etmedi. Bu da benim için iyi bir durumdu. Çok akıllı bir yaratığa benzemiyor. İlgisi de sivri kulaktayken sessiz bir biçimde ilerlemeyi sürdürebilirim sanırım.

Saklanarak, gizli ve sessiz bir biçimde yoluma devam ediyorum. Daha dikkatli ve sessizim, eğer bunu başarabilirsem ve yaratığın arka tarafına geçebilirsem akrobatlığımı kullanıp hançerimle tepesine binebilirim. Beni fark ederse de yine akrobatlığımı kullanıp sağa sola zıplayarak ilgisini dağıtabilir, sivri kulağa onun üzerine ok yağdırma şansı verebilirim.

Gizli 2d9+3 : 1, 4 + 3, toplam sonuç 8
The Professional
Doderic Cotton

Iraneth

  • Planewalker
  • - 2 -
  • İleti: 29
Ynt: Oyun Akışı
« Yanıtla #38 : Kas 24, 2017, 00:34:52 »
Yoldaşlarımdan ayrılalı uzun bir süre oldu. Yine Rolandus'un cansız bedeni, karlar ve rüzgâr...

Onlara planlarına sadık kalacağıma dair söz verdim. Aklım her ne kadar onlarda kalmış olsa da.

Fakat uzun bir süre geçmiş olmasına rağmen, burada bu tepelerin ardından gelen rüzgârlar haricinde başka kimse yok. Dışarıyı kolaçan ederken soğuk kendini daha çok hissettirmeye başladı. Bunları düşünmemin üzerinden biraz zaman geçtikten sonra sıkılmaya ve yoldaşlarımın nerede olduğunu düşünmeye başladım. Acaba peşlerinden gitsem mi?

Tam o sırada, kayalara tırmanıp karşımda beliren birisini görüyorum. Acaba soğuktan mıdır bilinmez, hayal mi görüyorum yoksa? Derken, elinde değneği olan bu kişi aşağıya doğru el hareketleri yaptıktan sonra benim bulunduğum tarafa doğru hareket etmeye başladı.

Beni fark etmemesi için onun geldiği yöndeki mağara duvarına doğru geçiyorum ve sırtımı mağara duvarına doğru dayıyorum.

Hazır bir şekilde onun buradan geçmesini, eğer mağaraya girmeye teşebbüs edecekse de elimde avcı bıçağıyla onun boğazına sarılmayı planlıyorum. Bakalım derdi neymiş!

Gizli 2d9 : 1, 8, toplam sonuç 9


Kharnos

  • Narrator
  • - 20 -
  • İleti: 745
Ynt: Oyun Akışı
« Yanıtla #39 : Kas 24, 2017, 11:12:42 »
Nyst 3, 1290, Muldaran Tepeleri, Gizli Mağara, 16:52

Inilius: Yaşanan tehlike anlarında, hem savunma içgüdünün hem de şansının yardımıyla vurulmamayı başarıyor ve goblin yarmasına doğru ilk atışını yapıyorsun. Hem loş ışık hem de patikadaki zor durumun nedeniyle gönderdiğin okun izlediği çizgiyi göremedin, ama kulakların yine iş başında. Önce zincir sesini andıran metalik bir "Kling!" sesi duyduğunu sanıyorsun, hemen ardından kıllı yaratığın kısa feryadı duyuluyor. Atışının isabet kaydettiğini böyle anlıyorsun.

Buçukluk az önce senin yanındaydı, ama sen ayaklarınla basacağın sağlam yerler bulup da savaş pozisyonu alana kadar, küçük dostun çoktan fırlamış gitmiş. Onu, taş patikadan aşağıya doğru hızla inerken bir anlığına görüyorsun.

Doderic: Sivri kulaklı arkadaşının aşağıdaki goblin yarmasına hızlı bir karşılık vermesiyle birlikte, senin için de birkaç kıymetli saniye doğdu. İnce taş patikadan aşağıya doğru fırlayıp hızlı bir şekilde dipteki yola indiğin, bunu yaparken de fark edilmediğin birkaç kıymetli saniye... Aslında inişin biraz paldır küldür oldu, eğer kıllı yaratık şu anda Inilius'la uğraşıyor olmasaydı seni hemen fark ederdi. Ama galiba yoldaşın goblin yarmasını okla vurdu. Yaratığın acı dolu böğürtüsü bunun işareti. Seninle neden ilgilenemediğinin cevabı da bu olabilir.

Birinizin yay kirişine yeni bir ok takmakla, diğerinizin de taş patikadan aşağıya inmekle meşgul olduğu anlarda goblin yarması da hareketleniyor. Her ikiniz de onu, aşağıdaki kocaman bir kaya parçasının arkasına doğru fırlarken gördünüz. Yaratık koca cüssesine rağmen saklanmayı ve görüşünüzden tamamen çıkmayı başarıyor.

Inilius: Yaratık koca bir kaya parçasını kendine siper etti. Bu durum böyle devam ettiği sürece ne onun sana, ne de senin ona atış yapman söz konusu olmaz. Lâkin aşağıdaki kayaların ve yolun durumuna göz gezdirdiğinde şunu anlıyorsun: Eğer bu goblin daha uzaklara kaçmaya karar verirse, yeniden senin görüş alanına ve nişangâhına girmek zorunda.

Doderic: Dağların dibindeki kayalık yola varmana birkaç saniye kala goblinin son hareketini gördün. Aşağıda kendine korunaklı bir köşe bulduğunda, goblinin bulunduğu yöne doğru bakıyor ve bütün durumu net bir biçimde görüyorsun.

Şu anda, sizin patikadan aşağıya iniş yönünüzün tam tersi istikamete bakmaktasın. Goblin o tarafta bir yerlerde, kaya duvarların dibindeki büyük taşlardan birinin arkasına sinmiş durumda. Eğer yükseklere bakarsan, geçmiş olduğunuz bütün o zorlu taş yolu, ve hâlâ o yolun üzerinde olan dostun Inilius'u görebiliyorsun.

Lâkin, gözlerini yeniden dipteki yola çevirip de sizin yürümüş olduğunuz yüksek patikaların alt kısımlarına baktığında, orada, Goblin'in saklandığı yerin arka tarafında daracık bir tünel görüyorsun. Yukarıdan görememiş olduğunuz, öteki ucunda şekil olarak bir çatlağı andıran beyaz bir ışığın olduğu, karanlık bir tünel. Eğer yer-yön olarak yanılmıyorsan, burası yukarıdaki rüzgârlı mağaranın giriş kısmından aşağıya bakarken gördüğün vadiye açılan kısım. Goblin yarması buraya gelirken bu tüneli kullanmış olmalı.

Ve bir şeyi daha anlıyorsun: Goblin aynı yolu buradan çıkmak için de kullanabilir. Yaratık o kayanın arkasına saklanmakla kendini güvenceye almakla kalmamış, tünele giden yolu da yarılamış!

Diğer tarafta, yani senin tam arkanda, dipteki kayalık yol dağların bilinmez derinliklerine doğru devam ediyor.




DM: Haritanın dandikliği için kusura bakmayın :)

Belirli bir noktadan sonra artık geriye dönüş yoktur. İşte bu noktaya erişmek gerekir.
Franz Kafka