Gönderen Konu: Ilyrra Cadısı  (Okunma sayısı 712 defa)

Kharnos

  • Narrator
  • - 21 -
  • İleti: 761
Ilyrra Cadısı
« : Oca 17, 2016, 23:09:41 »


Ilyrra Cadısı

"Rûme'yi dinlemek, bir rüzgârın ıslığını veya bir nehrin şırıltısını dinlemek gibidir."

Vandyr Gizli İlimler ve Sanatlar Okulu'nun doğu yerleşkesi, gür ve yaşam dolu bir ormanın tam ortasında bulunuyordu. Ilyrra adı verilen bu noktada, bin yılı devirmiş olan kadim bir palar ağacı vardı. Okula ait yaşam, eğitim ve çalışma alanları, bu büyük devin güçlü gövdesinin ve kollarının üzerine ince ince, katman katman işlenmişti.

"Rûme'yi çağırmak ise... Hmmm..."

Ilyrra'da tabiat ve denge üzerine çalışmalar yapan gözlemci Keiron usta, evin çevresindeki patikalarda yeni öğrencileriyle tur atmaktaydı. Yaşlı adam bunun pek farkındaymış gibi görünmese de, oldukça önemli bir gündü.
Okuldaki ilk dönemlerini zihinsel sınavlar ve katı bir disiplin altında geçirmiş, niteliklerini kanıtlayınca da sonraki yıllarda kendilerini insanî ve bilimsel öğretilere, zanaatkârlığa ve okula hizmete adamış olan onsekiz öğrenci, kendi seçecekleri bir dalda çıraklık eğitimi almaya hak kazanmıştı. Bu onsekiz öğrenciden üçü, hangi dalı seçtikleri sorulduğunda jüriye "Rûme" cevabını vermişlerdi. Bu tehlikeli ve çılgınca görünen yola tarihte ilk defa üç öğrenci birden başvuruyordu. Ilyrra'ya derslerinin başlayacağı günün sabahında yetişebilen Leia, Eldan ve Riena, uzun bir yolculuğun yorgunluğunu henüz atamamış hâlde yeni ustalarının peşine takılmış, eski ormanın kalın örtüsü altında öğlen vakti başlayacak olan derslerinin yapılacağı alana doğru yürümekteydiler.

"Bu konu, ben üzerinde düşünmeye devam ettikçe git gide daha karmaşık bir hâl alıyor. Bu yüzden en basit şekilde anlatmaya çalışacağım." dedi usta Keiron. Konuşmaya ve ders vermeye alışık biriymiş gibi görünmüyordu.
"Rüzgârlar ve nehirler nasıl bu tabiatın bir parçasıysa, rûme de en az onlar kadar doğal ve gerçek olan başka bir parçasıdır. Sürekli bir devinim ve değişim hâlindedir. Yer yer seyrelip yer yer yoğunlaşabilir."

Keiron, devrilmiş bir ağaç gövdesinin altındaki boşluktan geçerek farklı, gizli bir patikaya saptı. Bölgedeki dikenlere ve çamurlu yollara alışmakta güçlük çeken genç öğrenciler, çekingen adımlarla onu izlediler.

"Pek çok toplum; bu önemli enerjinin varlığını ya hiç fark edememiş, ya onu görmezden gelmiş, ya da kötülükle eşdeğer tutarak kullananları cezalandırmıştır. Bunun en temel sebebi, bilinmeyenin korkusudur. Rûme, eğitilmemiş bir insan tarafından algılanamaz. Fakat biliniz ki tabiat, sıradan bir insanın algılayabildikleriyle sınırlı değildir."

Yürüyüşe yeni ve daha uzun bir sessizlik hakim oldu. Düzensiz ayak seslerinin ve hafifçe yankılanan kuş cıvıltılarının arasından yaşlı adamın hızlı nefes alıp verişleri duyulabiliyordu. Öğrenciler, ustalarını daha fazla yormamak için önemli sorularını ertelemeyi seçtiler.

Yoldaşlar bir süre yürüdükten sonra uzun ağaçlar ve otlarla çevrelenmiş küçük, gölgelik bir açıklığa vardılar. Yakınlarda sakin ve tatlı bir dere akıyordu. "Burada biraz durabiliriz." dedi Keiron.

Molanın yerleşmekle geçen ilk anlarının ardından, yaşça diğerlerinden daha büyük olan Riena sordu:
"Keiron usta... Rûme'ye dair anlattıklarınız, Birinci Çağ'da yaşamış olan güneyli toplumların inanmış olduğu mana kavramına benziyor."

“İyi gözlem.” dedi Keiron, takdir edercesine başını sallayarak. “Ama onlar yalnızca bu örgünün varlığından haberdar oldular. Bu kaynakla gerçek anlamda nasıl temas kuracaklarından habersizdiler.”
“Peki, bu gizli enerji ağının bir işe de yarayabileceğini...”

Keiron, sorunun orta yerinde gözlerini aniden Riena'nın ardındaki bir noktaya sabitledi. Cümlenin geri kalanı arkaplanda bulanıklaştı.

“Arkama geç!” diye fısıldadı usta Keiron.

Tüyleri birden diken diken olan Riena, soğukkanlılığını koruyarak yavaşça yer değiştirdi. Gözleri yaşlı adamın üzerinde olan Leia ve Eldan da bir terslik olduğunu derhal anladılar.

Az önce batı yönündeki çalıların içerisinde bir yerlerde, sebebi rüzgâr olamayacak bir hareketlilik yaşanmıştı.
Eldan elini kemerinin arkasına doğru götürerek gözleriyle çevreyi taradı. Leia bir ağacın arkasına doğru süzülürken, Riena da ustasının tam arkasında bekledi.

“Kendini göster!” dedi Keiron, etkili bir tonda. Asasını kendisine, kendisini de öğrencilerine siper etmişti.
Çıt çıkmadı.

“Bu sana son uyarımdır. Ortaya çık!”

“Gralh a skoog keela!”

Gür yaprakların ardından gelen ve havada adeta çınlayan bu tuhaf söz öbeği, mola yerinde kısa bir şaşkınlığa sebep oldu. Rûme’nin gelecek vaat eden üç öğrencisi, bilmedikleri bu lisana bir anlam veremeyecek ve şaşırdıklarıyla kalacaklardı.

Usta Keiron’un yüzündeki ifade ise şaşkınlıktan çözüme, ve hemen ardından da çabucak dehşete dönüşüverecekti.
Yoğunlaşan ve algılanabilen sessizliğin ortasında, Keiron’un yırtıcı sesi duyuldu.

Yaşlı usta, avazı çıktığı kadar bağırmıştı.

“Kaçın!”
Belirli bir noktadan sonra artık geriye dönüş yoktur. İşte bu noktaya erişmek gerekir.
Franz Kafka