Gönderen Konu: Unutanlar  (Okunma sayısı 380 defa)

Kharnos

  • Narrator
  • - 20 -
  • İleti: 739
Unutanlar
« : Haz 08, 2016, 02:08:51 »


Unutanlar

Boyut kapıları kullanarak Rûmenoth'tan kaçmaya karar veren, bu sebeple ırkdaşları tarafından Yürüyenler olarak adlandırılan Noka'ların önemli bir bölümü, bu körlemesine kaçış sırasında öte âlemler arasında kayboldu. Geçişler sırasında yoldaşlarının izini kaybetmiş, Kozmos'un farklı noktalarına savrulmuşlardı. Bu kayboluş, pek çoğu için yokolmakla eşdeğerdi. Birbirinden uzak dünyalarda, eziyetin ve ölümün farklı şekillerini yaşadılar. Bazı noka grupları, soluyabilecekleri bir havanın bile olmadığı bilinmez âlemlere düşerek tarihten silindi. Bazıları, Rûme ağından uzaklaştıkça güçlerini yitirerek pes etti. Bazıları ise ateşlerin içine, suların derinliklerine, toprakların altına veya gökyüzünün ardına savruldu.

Lâkin, yollarını kaybedenler arasında daha şanslı olanlar da vardı. Yoldaşlarının izini bulamayacak, Issarion'a da varamayacaklardı şüphesiz. Ama kaderleri toza toprağa karışmak da değildi. Onlar, âlemleri bilenlerin karanlık düzlükler veya gölge dünya olarak adlandırdığı Ashima'ya düştüler.

Ashima, Kozmos'un uzak ve karanlık bir ucuydu. Oraya düşmek hem unutmak, hem de unutulmak demekti. Gözlerini bu çorak dünyanın karanlık örtüsü altında açan nokalar, zorlukla da olsa hayata tutundular. Ama hatıraları solup gitti. Ne anayurtlarına, ne büyük yürüyüşe, ne de eski yoldaşlarına dair anıları koruyabildiler. Onlara Unutanlar dendi. Çok geçmeden tarih de onları unutacak, üzerleri binyılların karanlığıyla örtülecekti.

Unutanlar, Ashima'nın zorlu toprağında çeşitli yaşama yöntemleri bularak, yüzyıllar geçtikçe burada bir toplum hâline gelmeyi başardılar. Lâkin, yeni dünya ve yeni düzen köklü ırksal değişimleri de beraberinde getirdi. Yabancılar tarafından insanlık dışı veya kötücül olarak algılanabilecek, büyük değişimleri...

Ashima'ya Dair
Ashima'nın gökleri büyük oranda kara bulutlarla örtülüdür. Düzlüklere çok az miktarda ışık düşmektedir. Gündüzleri dünya genelinde daimî bir güneş tutulması etkisi yaşanmakta, geceleri ise neredeyse zifiri karanlık geçmektedir. Bu şartlarda çevreyi gözlemlemek zor olsa da, gökteki kara örtünün zayıf noktalarından aşağıya gündüzleri sızan zayıf ışıklar coğrafyanın ana hatlarını az çok belli eder.

Ashima, hareket eden devasa kaya levhaların ve aradaki boşlukları dolduran kum/kül öbeklerinin hakim olduğu bir coğrafyaya sahiptir. Yüzeyde ve yüzeye yakın olan noktalarda su ve besin kaynağı bulmak imkansıza yakındır. Buna rağmen düzlüklerin altında, derinlerde önemli miktarda su rezervi bulunur. Dev kaya levhaların altındaki bu gizli su kaynakları, bazı ilkel canlı formlarına da ev sahipliği yapar. Bu canlı formlarının bir kısmı, gelişmiş ırklara besin kaynağı olabilecek niteliktedir. Ama hem su, hem de besin toplanırken çok dikkatli olunması gerekir. Bu kaynakların ciddi bir kısmında kirlilik veya toksiklik mevcuttur. Tüketilmeden önce test edilmesi, mümkünse arıtılması/temizlenmesi gerekir.

Ashima'nın atmosferi -her ne kadar yaşamak için asgari ortama sahip olsa da- kum ve kül zerrecikleriyle doludur. Bu zerreciklerin önemli bir kısmı gözle görülmez ve nefes alırken hissedilmez, ancak soluyan kişinin vücudunda birikmeye sebep olur. Uzun vadeli maruz kalma sonucunda solunum rahatsızlıkları ve buna bağlı olarak ölüm meydana gelebilir.

Unutanların Kısa Tarihi
Ashima'da yaşayan nokalar, dış dünyaların kaynaklarında (ki dış boyutlarda haklarında bilgi sahibi olan neredeyse hiç kimse yoktur) Unutanlar, Ashima'lılar veya Agrona'lılar olarak geçerler. Yürüyenler olarak bilinen noka neslinden gelirler. Hem karanlık, kuru ve soğuk bir dünyada yaşamak zorunda kalmaktan, hem de kitlesel olarak denemeye başladıkları başkalaşım yöntemlerinden dolayı gözle görülebilir ölçüde değişmişlerdir.

Unutanların Ashima'ya geliş öyküleri en başta bir trajediydi. Şartlara kolay adapte olamadılar. Farklı bölgelerde farklı gruplar oluşturacak şekilde bir araya gelmeyi başardılar, ama zaman biraz ilerlediğinde yine de çaresiz duruma düştüler. Binlercesinin üzeri kumlar, küller ve ebedî unutuluş ile örtüldü. Ashima düzlüklerinde gezen yolcular, günümüzde hâla bu nokaların kalıntılarına ve eşyalarına rastlayabilmektedir.

Hikâyenin buradan sonra nasıl devam ettiği, unutanların kendi türlerinin yokoluşunu nasıl engelledikleri ve bugünlere nasıl gelebildikleri ile ilgili farklı görüşler vardır. Bu görüşlerden bir tanesi diğerlerine göre daha yaygındır ve toplumda daha coşkulu bir yansıma bulmaktadır.

Diriliş Miti ve Uyum Süreci
Ashima düzlükleri üzerinde birleşmiş noka gruplarından birisi olan Agrona klanı, liderlerinin vizyonu ve kendi aralarındaki uyum sayesinde uzunca bir süre direndi. Pek çok noka küllere gömüldüğünde, onlar hâlâ ayaktaydılar. Lâkin, düzlüklerde hayat her geçen gün daha da zorlaşıyordu. Yaşamaya devam etmeye çalışmak, ölümün gelişini hızlandırmak anlamındaydı. Agrona klanı bundan dolayı çok yorgun düşmüştü, ve artık hepsinin dinlenmesi gerekiyordu.

Önce kurumuş nehir yataklarından geçtiler. Sonra karanlık tünellere girdiler. Düzlükler artık geride kalmıştı. Dev kaya levhaların altına indiler ve çevrelerindeki dünya tamamen değişene dek yollarına devam ettiler. Derken, büyükçe bir su kaynağının kıyısına vardıkları gün, durdular. Onlar için artık dinlenme vaktiydi. Yaşamak, geri doğru saymak demekti. Öyleyse bunun çözümü, yaşamamaktı.

Uykuları yıllar, belki de nesiller boyunca sürdü. Vücutları hiberne oldu. Onların zamanı, Kozmos'un zamanı içerisindeki küçücük yerinde akmayı durdurdu. Yıllar, günler gibi geçti. Levhalar daimî hareketlerine devam ettiler, kum fırtınaları değişimleri getirdi ve dünya yeniden biçimlendi. Ve Agrona'lılar bir gün uyandılar. 

Onlar, yaşamaya çalıştıkları dönemde tek vücut olarak hareket edenlerdi. Farklı bireylerden oluşan bir grup değil, farklı organlardan oluşan tek bir vücutlardı. Bu onlar için fiziksel olmaktan öte, zihinsel bir deneyimdi. Su birikintisine beraber ulaşmışlar, uykularında ve rüyalarında bile birlikteliklerini sürdürmüşlerdi. Vücutları yeniden yapılanırken, ve yaşam onların damarlarına yeniden aşılanırken de birliktelerdi. Ve uyandıkları gün, adeta yeniden doğmuşlardı. 

Agrona klanı, yüzlerce nesil önce unutulmuş olan bir şeyi yeniden deneyimlemişti. Böylece kendi potansiyellerini yeniden öğrendiler. Birer noka olarak; besin, su, hatta hava bile yetersizken hayatta kalabilmişlerdi. Bunu vücutları güçlü veya dayanıklı olduğu için değil, zihinsel olarak bir arada kalabilmeleri sayesinde başarmışlardı. Böylece, Ashima düzlüklerinde yaşamaya devam edebilmek için gerekli olan şeyin güç veya hız değil, zihinsel derinlik ve birliktelik olduğuna kanaat getirdiler.

Uyananlar bir gün Gölge Dünya'nın düzlüklerine geri döndüler. Yukarıda kaya öbeklerinden, uçuşan kumlardan ve dipsiz karanlıktan başka hiçbir şey kalmamıştı. Lâkin, onların hastalıkları tekrar etmedi. Güçten düşmediler, soluksuz kalmadılar, umutsuzluğa kapılmadılar. Çünkü artık kurak bir toprakta yürümüyorlardı. Onlar kendi zihinsel deneyimlerini devam ettiriyorlardı. Artık suya, yemeğe ve fazla havaya bile ihtiyaç duymazlarken, onları bu topraklardan silebilmek için çok daha büyük bir afetin yaşanması gerekiyordu.

Eş seçimi ve üreme konusunda kişisel tercihleri  bir kenara bırakabilenler de onlar olmuşlardı. En azından, düzlüklere yeniden çıktıkları ve sayıca hâlâ az oldukları dönemde toplum olarak böyle güçlenebilmişlerdi. Şimdi hayatta kalma içgüdüsü bu kadar baskın olmadığı için böyle bir gereklilik görmemektedirler. Yine de bu bir gelenek olmuştur ve günümüzde Agrona'lıların yaşayışına ve sanatına hâlâ yön vermektedir.

Agrona halkı, yeni yerleşimlerini inşa ederken beraberce çalıştı. Yeni doğanların daha kolay adapte olması için, zihinsel deneyimleme ve beraberlik anlayışına dair önemli disiplinler öğretildi. Bütün iş kollarında aynı yaklaşımı sergilediler. Taş ustası da, su taşıyıcı da, şarkıcı da kendi zihinsel deneyimini yaşamaktaydı.

Adapte olmakta zorluk çekenler de oldu. Aynı zihinsel yapıya sahip olmayan, Agrona'lıların düzenine uyum sağlamakta zorlanan veya hayatta kalabilmek için böylesine bir yaşamın gerekli olmadığını savunanlar da oldu. Agrona'lıların bu kişilere karşı tavrı sabit ve değişmezdi. Şansını denemek isteyenleri gruplar hâlinde düzlüklere, hatta derinliklere gönderdiler. Çünkü; Agrona klanının ilk üyelerinde zihinsel deneyimin başlayabilmesi, fiziksel bir deneyimin ardından gelmişti. Yeni doğanların da bu fiziksel deneyimi, yani yoksunluğu ve acıyı tadabilmesi gerekli olabilirdi. Bu yöntem kısmen de olsa işe yaradı. Uyum sağlayamayan üyelerin önemli bir kısmı, bu sayede Agrona toplumuna geri dönebildi. Bunu başaramayanlar veya reddedenler ise uzaklaştırıldı, ve karanlık düzlüklerde kendi kaderlerine terk edildiler.

Bütün bunlar olurken, arkaplanda Agrona şehri büyüyordu. Büyük kaya bloklar üst üste konuluyor, önemli bir anıt inşa ediliyordu. Agrona'nın devasa piramidi Agronitia, karanlık düzlüklere artık kimin hakim olduğunu tartışmasız bir biçimde ispatlarken, onu gören herkesin nefesini kesecekti.

Agrona'lılar
Ashima'daki yaşam, küçük bir klandan büyük bir medeniyete giden zamansal yolda Agrona nokalarını değiştirmiştir. Bu değişimin en temel sebebi, hem Agrona'lıların yaşama metodu, hem de uygulamaya başladıkları (ve günümüzde artık değişmez kanunlara sahip olan) disiplinleridir.

Nesilden nesile aktarılarak güçlenen zihinsel deneyimleme süreci, binyılların sonunda büyük bir potansiyeli açığa çıkarmıştır. Agrona'lılar zihinsel güçlerin ustasıdırlar. Birer usta olarak doğmazlar, ama nüfusun çoğunluğu birer usta olabilecek potansiyeli taşımaktadır. Bu konunun tartışmasız en güçlüleri, Essil'lerdir.

Agrona'lılar, hayatta kalabilmek için gerekebilecek diğer tüm öğretilere de kucak açarlar. Silah kullanabilir, ilim ve irfanda ilerleyebilir, sosyal becerilerini geliştirebilir, sanat üretebilir, keşiflere çıkabilirler. Lâkin, noka ırkına has ve çok önemli olan bir öğretiyi geride bırakmak zorunda kalmışlardır. Agrona'da rûme enerji ağı bulunmaz. Buradaki nokalar ırksal olarak Rûme'den tamamen kopmuş bir hâldedirler. Rûme'yi şekillendirmeye dair potansiyelleri neredeyse tamamen solmuştur. Buna rağmen, eğer bir şekilde rûme enerji ağına girebilirlerse veya bir rûme kaynağı bulabilirlerse, vahşi ve kontrolsüz etkiler yaratabildikleri görülmüştür. Bu istisnaî imkan, daha çok Essil'lere nasip olur.

Essil'ler ve Zihin Ağı
Essil'ler, Diriliş Miti'ne konu olan ilk Agrona'lıların soyundan gelenlerdir. Agrona halkının tamamı bu soydan gelmemektedir. Nüfusun önemli bir bölümü; yolunu kaybetmiş âlem gezginleri, burada işçi olarak çalışan Issarion'lu nokalar, çoğunlukla işçi veya fedai olarak görev yapan deforme nokalar ve buradaki ömürleri kısıtlı olan insan işçilerden oluşur.

Nüfusa oranla daha az sayıda olan Essil'ler ise genelde yönetici konumundadır. Bir Essil, kendi kıdemiyle orantılı olarak büyüyen, işlemeli konik başlığından tanınabilir. Essil'ler topluma yön veren ve devamlılığını sağlayan işlerde çalışır, hocalık eder, buna benzer önemli hizmet ve sorumlulukları üstlenirler. Günümüzde etnik olarak çeşitlenmiş ve iyice kalabalıklaşmış olan Agrona'da, zihinsel öğretinin devam edebilmesi ve birlik anlayışının sürebilmesi için en önemli insiyatifi onlar alır. Essil olmayanların bu öğretileri benimsemesi veya uygulayabilmesi çok zor olsa da, Essil'ler kendi aralarında sarsılmaz bir bütünlüğe ve birlikteliğe sahiptirler. Bu sebeple Agrona'da günlük yaşam, büyük krizlere ve kaos ortamına mahal vermeden devam etmektedir.

Bir Essil'in zihinsel gücü, kendisi için bir iletişim aracı, bir alet, bir silah veya bir zırh olabilecek kadar gelişmiştir. Essil'ler; düşünce okuma, rüyalara girebilme, duygulara yön verebilme, geçmişi veya geleceği görebilme, zihin konuşması yapma, telekinezi ve hatta rejenerasyon gibi önemli güçlerden bir kısmına sahiptir. En kıdemli Essil'lerin bu güçlerin tamamını, hatta daha da fazlasını kullanabildiği bilinir.

Gencinden yaşlısına tüm Essil'ler, "Agrona Zihin Ağı" denilen bir haberleşme ağının içerisindedir ve bu ağı kullanabilmek konusunda eğitim alırlar. Agrona Zihin Ağı, şehrin içerisinde birbirlerine eşit uzaklıklarda dağılmış olan Olessil'lerin daimî mesaisi sayesinde varlığını sürdüren karmaşık bir sistemdir (zihin ağının yürütülmesinde görev yapan yaşlı Essil'lere Olessil denir).

Şehrin herhangi bir noktasındaki bir Essil, kendisine en yakın yerde görev yapan Olessil'le zihinsel temas kurar ve ulaşmak istediği kişinin adını, gerekirse görevini ve sıfatını söyler. Bu talep, daha geniş çaplı bir zihinsel temas hâlinde olan Olessil'ler arasında zihinsel olarak dile getirilir. Eğer ulaşılmak istenen kişi Olessil'lerden birinin yakınında bulunuyorsa, bağlantı kurulmuş olur. Bu sayede, konuşması gereken iki Essil, bir veya birkaç Olessil'in de dahil olduğu bir ileti transferi ağı yaratır ve bilginin hızlı bir şekilde dolaşımı sağlanır.

Agrona Zihin Ağı, şehre sonradan gelen yabancıların gözünde bir korkunçluk timsalidir. Şehirdeki herhangi bir Essil'in şahit olduğu bir tehdit veya suç unsuru, şehrin her tarafında anında yankı bulabilir. Agrona halkının Essil'lere artık hiç yalan söylemiyor olmalarının sebebi budur. Olessil'lerin operatörlüğündeki bu ağ, şehir için zihinsel bir savunma duvarı vazifesi görür.

Alev Gözler
Agrona'lıların ilk görüşte fark edilen bir başka özellikleri ise gözleridir. Bu değişiklik özellikle de çağlardır burada yaşayan ve buraya adapte olmuş Essil'lerin gözlerinde görülür. Bir Agrona'lının gözleri, sarı renkli ve parlak bir yüzeye sahiptir. Göz bebekleri perdelenmiştir ve kolay fark edilmez. Bu değişim, Ashima'nın zerrecikli ve aşındırıcı havasına adaptasyon sürecinin bir sonucudur.

Alev gözlerin Sadece Essil'lere özel olan bir başka yönü daha vardır. Çağlardır süregelen zihinsel birliktelik ve bireyler arası şeffaflık pratiklerinin sonucunda, bir Essil'in gözleri duygularını yansıtacak şekilde ton değiştirir hâle gelmiştir. Bir Essil'le yeterli ölçüde vakit geçiren bir kişi, onun neler hissettiğini göz renginden anlayabilecek duruma gelir. Essil'lerin de bunu saklamak gibi bir çabaları olmaz.

Dönüştürme ve Suretler
Agrona nokalarını diğer ırkların gözünde korkunçlaştıran önemli bir konu daha vardır. Bu da, son yıllarda Agronitia'nın içerisinde uygulanmaya başlanmış olan "Dönüştürme" işlemidir. Bu işlem genellikle genç yaşta bedensel acılara/tahribata maruz kalan ve ölmenin eşiğine gelmiş olan bir Essil'e, kendi fikri sorularak ve ancak onun rızasıyla yapılan bir işlemdir. Essil bilincini yitirmiş olsa bile, zihin konuşması vasıtasıyla ona ulaşılıp fikri sorulabilmektedir.

Bir Essil'in yetiştirilme süreci oldukça uzun ve külfetlidir. Agrona'nın kaynaklarının her konuda çok kısıtlı olduğu düşünülürse, bir Essil'in yetiştirildikten sonra mutlaka toplum yararına çalışması ve oluşan zararı telafi etmesi, hatta topluma değer kazandırması beklenmektedir. Eğer genç bir Essil kaybedilirse, bunun topluma zararı sanıldığından daha büyük olmaktadır. Agrona'lılar bu konuda öyle hassastır ki, genç yaşta ölümün avucuna düşen bir Essil'i -şeytani görünse bile- yeni bir formda yeniden hizmet ağına dahil edebilmektedirler.

Bir dönüştürme işleminin yapılabilmesi için, öncelikle dönüştürme işine gönüllü bir "Sahip" Essil'in mevcut olması gerekir. Eğer böyle birisi varsa, dönüştürme için gerekli iki şeyden birisi tamamlanmış demektir. Sahip, ölmekte olan Essil ile kontak kurar. Fiziksel olarak imkansızlaşmış bile olsa, eğer ölmekte olan Essil hâlâ yaşamak istiyorsa, ve bilincinin sürebilmesi karşılığında bir suret olmayı ve kayıtsız şartsız itaat etmeyi kabul ediyorsa, gereken ikinci şart da tamamlanmış demektir. Dönüştürme işlemi artık başlayabilir.

Sahip Essil, ölmekte olan kişinin zihnine girer. Büyük bir efor sarf ederek, ölmekte olan kişinin zihinsel faaliyetlerini koruma altına alacak gücü ona aşılamaya başlar. Bu sırada ölmekte olan nokanın bedeni çürütülür, karartılır ve küle dönüştürülür, ta ki geriye sadece bir noka'nın özünü oluşturan rûme enerjisi kalana kadar. Bedenini kaybetmiş olan noka, bir esintiden ibaret de olsa hâlâ hayattadır. Peki bu nasıl mümkün olabilir?

İçsel rûme enerjisi, bir nokanın yaşayabilmesi için yeterlidir. Bu enerji, farklı bedenlerde ve farklı şekillerde konuşlanarak gezinti yapabilecek bir enerjidir. Fakat nokalar bu gerçeği unutalı onbinlerce yıl geçmiştir. İnsansı formlarda öyle uzun süre gezinmişlerdir ki, en sonunda bu formlarda hapsolmuşlardır. İsteseler bile bedenlerini terk edemezler. Hatta pek çoğu, kendi ırklarına has olan bu özelliğin varlığına dahi inanmaz. Bedenleri öldüğünde kendileri de ölürler. Buna inanır ve bu gerçeğin gölgesinden çıkamadan yaşarlar. Ama kader, Agrona noka'ları için ağlarını daha farklı örmüştür.

Zihinsel yönden artık oldukça ilerlemiş olan Agrona nokaları, âlemler arasında yapmaya başladıkları seyahatler sırasında Rûmenoth'a da ayak bastı. Rûmenoth, nokaların bu sırrına vakıf olan Ata'lara hâlâ ev sahipliği yapmakta olan bir dünyadır. Lâkin zihinsel dokunuş, Ata'lar için bile yeni ve karşı konulmaz bir şeydi. Nihayetinde, Agrona'lılar kendileri ile ilgili daha eski ve daha derin bilgilerin sahibi oldular.

Agrona'lılar, Rûme'nin ne olduğunu gayet iyi bilmekte, kendileri ırksal olarak artık çok değişmiş olmalarına rağmen köklerinin nereye uzandığını artık iyi anlamaktadırlar. Yaşayan bir noka bedeninden rûme enerjisini ayrıştıramamakta, kendileri bir enerji formu hâlinde dolaşamamakta, ve bunu en azından birkaç binyıl daha yapamayacaklarını iyi bilmektedirler. Lâkin, ölmekte olan bir noka bedeninin içerisindeki rûme enerjisini korumayı başarmışlardır.

Kendileri çok uzun çağlardır rûme enerjisinden uzakta yaşadıkları için, ölmekte olan genç Agrona'lı bedenlerin önemli bir kısmında, beden öldükten sonra da kendi başına yaşamaya devam edebilecek güçte olan bir rûme enerjisi bulunmaz. Dönüştürme işlemlerinin ilk safhalarında pek çok noka, bu pratiğin kurbanı olmuştur. Bu yüzden Agrona'lılar, dönüştürme işlemleri sırasında üçüncü bir dış kaynağı da hazır bulundurmaya başlamıştır. Bu kaynak, bir Rûme Kristali'dir. Eğer dönüştürme işlemi sırasında noka kendi enerjisi ile yaşama tutunamazsa, burada Rûme Kristali devreye girer ve onu hayatta tutmaya yardımcı olur.

Elde edilen bütün bu bilgilere rağmen, dönüştürme kusursuz bir işlem değildir. Hâlâ çok yeni ve ilkeldir, prensipleri hâlâ çok kaotiktir ve kanunları günden güne değişmektedir. Dönüştürme işleminin sonucunda ortaya çıkan şey bir nokadan çok, bir kuklaya benzer.

Dönüştürme işlemi sırasında kendi başına hayata tutunabilen Essil'ler, zihinsel olarak güçlü denebilecek birer surete dönüşürler. En önemli artıları, yaşarken edindikleri zihinsel birikimin bir kısmını suret formuna geçerken de koruyabilmiş olmalarıdır. Buna göre bazı suretler konuşabilir, düşünebilir ve etkili birer hizmetkâr olabilir.

Rûme kristali kullanılarak yaratılmış suretler ise daha kararsız, daha tutarsız davranan ve zihinsel yönü güçlü olmayan suretlerdir. Güçlü bir rûme kaynağı ile yaratıldıkları için yapısal olarak çok güçlü olabilirler, eğer birazcık düşünebiliyorlarsa onlar da başka alanlarda işe yarar birer hizmetkar olabilirler. Ama sonuç her zaman iyi olmaz. Bu suretlerin bazıları düşünmekten bile acizdir. Az sayıda bir kısmı emirlere itaat etmeyi bile beceremez. Bunlar da dönüştürme işleminin başarısız olduğuna işarettir. Yok edilmezler, ama uzaklaştırılırlar ve Ashima'nın karanlık düzlüklerinde şuursuz bir biçimde dolaşırlar.

Son Yıllar
Boyutlararası seyahat etmeye başlayıp dış boyutlarda da boy göstermeye başlayana Agrona'lıların, dış dünya varlıklarına karşı pek de dostça davranmadıkları görülmektedir. Kendi ırkdaşlarına karşı bile (Issarion'lular, Deformeler veya Rûmenoth'lu kalmış olanlar) bazen temkinle, bazen faydacı bir tavırla, bazen de zulmederek yaklaştıkları görülür. Kendi içlerinde olağanüstü disiplinler geliştirmiş, mükemmel denebilecek bir uyum yakalamış ve bunların ışığında evrim geçirmiş olan bir halkın, dışarıya karşı neden böle davrandıkları henüz bilinmemektedir.
Belirli bir noktadan sonra artık geriye dönüş yoktur. İşte bu noktaya erişmek gerekir.
Franz Kafka