Gönderen Konu: Anbera  (Okunma sayısı 715 defa)

ZengalDarkskull

  • Planewalker
  • - 6 -
  • İleti: 131
  • Toprak, sana karışalım.
Anbera
« : Nis 21, 2012, 23:43:48 »
Karanlığı dinle.. Karanlıkta kimi şeyler gizlidir, bilinmeyen, görünmeyen şeyler..

Bir kuş gibi..
Esir, tutsak duygulara..

Geceyi dinle,  Kalbinle..  ağır ve derin sesler duyacaksın.
Korkma ve başka şey düşünme..

Dinle.......

Dinle.......

Uzun bir yoldur belki gördüğün.. Ağaçların önüne gölge ettiği. Issız, üşürken yürüdüğün.. Fısıltıları dinle.. Senden önce yaşamışların ruhlarının.. Yalnız değilsin, sessizlik seninle. Etrafına bakma her yerinde derin anılar var. Geçmişin karanlık mısraları bu fısıltılar. Hafif ve sessiz bir huzur var. Belki yudumladığın son damla su gibi,   
geçmişin bıraktığı buruk lezzet gibi. Tebessüm edeceksin dinlerken, eğer yeteri kadar daldıysan iç alemine..
 Yürü varlığına usulca.. Bulacaksın aradığını, bir kapı..  aralık, ona giden yol puslu, nefes alışını duy, usulca ilerle kapıya.

Doğada yalnız kal bir müddet, etrafına bak bir..
 Ağaçlar, ne de güzeldir  gökleri kucaklayan ulu dalları..
Bulutlara değen güçlü yaprakları.. Toprak, varlığımızdan ne de çok şey barındırıyor benliğinde.. Baktığında yeşerip gürlüyor. Genç meyveler, büyük ağaçların küçük filizleri tomurcuklanıyor..

Tıpkı bir günlerde bizlere anlatılan hikayeler gibi kardeşim.. Bilemeyeceğim hikayeler gibi, Başını yasladığın annenin sıcak elini gezdirdiği saçlar gibi.. Toy gözlerimizin saf ve günahsız bakışları gibi..

 Akmaya çalışan bir pınar gibi, sinede yürüyen küçük ayaklar gibi.. Şimdi bırakmalısın sıkıntılarını bir avuç toprakla doğaya.. Savur uzaklara, güçlü rüzgarlarla dertlerini.. Sessizliğe bürün, bir giysi gibi giy onu benliğine.. Çok şey anlatsın gülümseyen gözlerin.. Hisset içinde inleyen zayıf varlığını.. Onlar ki keşfedilmeyi bekleyen ve şefkate çokça muhtaç bir çocuktur senin için.. Kirletme kan değmiş ellerin gibi onu ve izin ver boy versin karanlığa inen balyozlar gibi..

"

"Sevmek birini bir kuş gibi" Bir kuşu sevmek..

O kuş, esir..

Bir kuş ki cennetten güzel..

Bir kuş..

Uçar mı bir gün?

 Gider mi?


 Bir kuş.. Kafese tıkılı, ama öyle güzel bir kuş ki.. Bakmaya doyamayacağın.. Uçurmaya kıyamayacağın. Kuş; huzursuz, tedirgin, mutsuz.. Kanatlarını çırpıyor çıkmak için. Harcıyor kendini kaçmak için.. Ona zulmediyor etrafındakiler. Canını yakıyor ve korkutuyorlar zavallı kuşu.. Öyle derinden ötüyor ki özgürlük için, anlayan olsa kalbi yanacak kuş için.. Olmuyor.. Anlamıyor kimse..

Bir Kuş..  Hüzünlü, buruk, hayat dolu. Öyle güzel ki..

Zaman, geçiyor sessiz. Hayat, akıyor sinsi.. Kuş kafesinde büyüyor devamlı, ama mutsuz.. Devamlı zulüm görüyor çevresince.. Yok mu bir yol özgürlüğüne? Bir şey istemiyor öyle. Uçsun istiyor kuş.. Uzağa. İstediği dalda uyusun mesela. Sesini duyup kulak verecek birine uçsun.. Esir gibi geçen seneler kuşun en kıymetli çağlarını çalıyor, yok ediyor benliğini.. Kuş, öyle güzel ki.. Parıldıyor güneş gözleri. Kanatları cennetin küçük bir resmi.. Sesi.. Alabildiğine büyüleyici..

 Kuş..

 Kuş..

Uçar mı birgün?

Gider mi?

Umarım..

"
Burden