Gönderen Konu: Anroth  (Okunma sayısı 353 defa)

Kharnos

  • Narrator
  • - 20 -
  • İleti: 741
Anroth
« : Mar 19, 2012, 12:28:41 »


Anroth

Anroth, Anberath?ın batısındaki adaların en büyüğü olan Etheron?un batı kıyısında yer alan, denizcilik ve ticaretteki başarısı ile ön plana çıkan güçlü ve görkemli bir şehir devlettir. Anberath?ın en büyük ve etkileyici şehirlerinden biri olan Anroth, Etheron Adası?nın tamamı üzerinde mutlak bir egemenliğe sahiptir.

ANROTH ŞEHRİ VE HIRSIZLAR LONCASI'NIN KISA TARİHİ

Anroth şehrinin kuruluş hikâyesi, Harton?lu bir maceracı ve denizci grubunun 6. yüzyılda Etheron Adası?nı keşfetmesi ile başladı. Harton kıyılarından on gün kadar açıktaki sularda yer alan bu devasa adada bir hazine olduğuna inanılıyordu, bu sebeple o yüzyıl içerisinde yüzlerce Harton?lu keşifçi binlerce altınlık hayaller eşliğinde mucize güzellikteki bu adaya ayak bastılar. Hazine avcıları kıyıya çıkar çıkmaz adayı taramaya başladılar. Bir süre sonra ada genelinde irili ufaklı pek çok insan kavminin yaşamakta olduğunu ve burada yalnız olmadıklarını fark ettiler. Etheron?lu insan kavimleri, maceracıların adaya ve buranın yerlilerine karşı oldukça dikkatsiz ve saygısız olduğunu düşünüyorlardı. İşgal altında olduklarından emindiler ve onlara engel olmaya çalıştılar. Keşifçilerin ise geri adım atmaya niyetleri yoktu. Böylece ada genelinde küçük çaplı savaşlar başladı ve ada yerlilerinden pek çok insan hayatını kaybetti. Bunun sonucunda adadaki insan kavimleri ada genelinde insan avı başlattılar ve adaya gelen keşifçilerin hemen hemen hepsi bu olaylar sırasında öldürüldü.

Etheron Adası?ndaki ölümler neticesinde dikkatini bir anda bu yeni adaya çeviren Harton şehri, bu adada kolonileşmek, adadaki kavimleri ve kaynakları kontrol altına almak ve orada başıboş beklediğini düşünüdükleri Harton gemilerini de geri alabilmek için kırk gemilik bir kuvvet ile adanın doğu sahiline çıkarma yaptı. Bu gelişmeyi izleyen ada yerlileri, işgalcileri bu adadan kovabilecek bir güç oluşturmak isteyen efsanevi barbar lideri Athukan?ın çağrısına kulak verdiler ve bütün kavimler tek bir bayrak altında toplanmaya başladı. Athukan?ın topladığı güçlerin kolonicilere karşı olan tepkisi korkunç olmuştu. Etheron Adası?ndaki savaşlar 6. yüzyılın sonuna kadar, adanın vahşi doğasına uyum sağlamakta zorluk çeken Harton?luların aleyhinde sürüp gitti. Ta ki Harton?un komşusu ve müttefiği olan Rodan yardıma koşana kadar. Günümüzde bazı tarihi kaynaklar, Rodan?ın bütün bu gelişmeleri en başından beri izlediğini ve bu mucize adayı Harton?a kaptırmamak için barbar lider Athukan?a savaşta gizlice destek olarak Harton?la yapılacak bir anlaşmaya zemin hazırladığını yazar, ama bu iddia ispatlanamamıştır.

Rodan kralı II. Marcus?un yardım teklifininin gizli bir uyarı niteliği de taşıdığını düşünen Harton kralı III. Sardi, teklifi kabul etti. Anlaşmaya göre Rodan kırk gemilik bir askeri kuvvet ile harekâta destek olacaktı. Athukan bozguna uğratılıktan sonra adada kurulacak olan şehir hem Rodan hem de Harton'lular arasından seçilecek karma bir heyet tarafından yönetilecekti. Yeni kurulacak olan bu şehir her iki tarafa da çeşitli kaynaklar sağlayacak, olası bir savaş durumunda bir müttefik olarak hazır bekleyecekti.
Harton ve Rodan'ın birleşik kuvvetleri, 592 yılında Etheron Adası'nın batı kıyılarında Athukan'ın güçlerini bozguna uğratmayı başardı. Çok sayıda barbar, kaybetmekte oldukları bu savaşı terk ederek dağlara kaçtı. Athukan ise savaşta sağ olarak ele geçirilip esir düştü ve kısa bir süre sonra da öldürüldü.
Anroth şehrinin temelleri aynı sene içerisinde, 592 yılında atılmaya başlandı. Lâkin II. Marcus ve III. Sardi birbirlerine güvenmiyorlardı, bu yüzden her türlü ihtimale karşı gizli önlemler almaktaydılar. Yine de dışarıdan bakıldığında büyük bir ittifak ve uyum görülüyordu. Hem Rodan'ın hem de Harton'un adaya akıttığı kaynaklar eşliğinde şehir çabucak gelişirken, 594 yılında adanın batı bölgesinde güvenlik de büyük ölçüde sağlanmış durumdaydı. Bu gelişme, hazine avcılarının ilgisini yeniden adaya doğru çekti. Rodan'dan, Harton'dan, Atrum'dan, Gnora'dan ve Kılıç Adası'ndan maceracılar, denizciler, hırsızlar, korsanlar, haydutlar, dilenciler, askerler, asilzadeler ve daha pek çokları Etheron Adası'na doğru yelken açtılar. Yeni kurulmakta olan şehri ziyaret ettikten sonra yeniden adanın içlerine doğru dalıp hazine aramaya başladılar.

Anroth o günden itibaren uzun yıllar boyunca Harton?un ve Rodan?ın sömürge bölgesi olacaktı. Ama kader ağlarını örüyordu ve tarih dokuzuncu yüzyılı iple çekiyordu.

842 - SOYSUZLARIN İSYANI

Dokuzuncu yüzyılın ortalarında patlak vermiş olan ve "Soysuzların İsyanı" olarak tarihe geçen büyük çaplı ayaklanma, Anroth şehrinin tarihinde bir dönüm noktasıydı.

Anroth, 842 yılına kadar Rodan ve Harton şehirlerinin sömürgesi ve ortak malı olan küçük bir yerleşimdi. Anroth'un iç işleri, Rodan ve Harton kralları tarafından oluşturulmuş ortak bir konsey tarafından idare edilirdi. İki büyük şehrin işçi ihtiyacı Etheron Adası'nın yerlileri olan köleleştirilmiş insanlar sayesinde karşılanır, Etheron Adası'nın bütün doğal kaynakları Anroth üzerinden ham veya işlenmiş halde Rodan ve Harton'a giden gemilere bindirilirdi. Köleler çok acımasız şartlarda çalıştırılır ve her yıl yüzlerce işçi madenlerde hayatını kayberdi. Eğer kölelerin sesi yükselirse, konsey üyeleri de kendilerine verilmiş olan yetkiyle acımasız yaptırımlar uygular ve bunun sonucunda da daha çok ölüm yaşanırdı. Bu acımasızlığa karşı oluşmuş olan tek direniş gücü, Anroth henüz kurulmadan önce barbar lider Athukan'ın bir araya getirmiş olduğu ve kolonicileri bu adadan sonsuza dek kovmayı amaçlayan düzensiz bir orduydu. Lakin 692 yılında yaşanmış bu savaşta Athukan amacına ulaşamamış, ordusu müttefik şehirler tarafından bozguna uğratılmış ve savaşta sağ kalmış olan ada yerlileri köle olarak alınmıştı.

Adanın bir grup yerlisi daha vardı ki, adayı ortadan ikiye bölen Symourne Dağları'nın batı kısmındaki derin bir ormanda bulunan küçük bir yerleşimde yaşarlardı. Lorinaine'in orman elfleri, insanlar adaya ayak bastıktan ve Anroth'un temelleri atıldıktan kısa bir süre sonra onlara elçilerini yolladılar. Elçilerin söylediğine göre, insanların kendi içlerindeki savaşlar elfleri hiç ilgilendirmiyordu. Eğer insanlar adanın doğal dengesine karşı nazik davranırsa ve dağların batı kısmına da geçmezse, her iki taraf da barış içerisinde yaşayabilirdi. Harton ve Rodan'ın müttefik güçlerini temsil eden yönetici konseyin üyeleri elçilere söz verdi, ama sözlerini çabuk unutacaklardı. 

Dokuzuncu yüzyılın ortalarına gelinirken köleler üzerindeki zulüm öylesine artmıştı ki, ardı ardına gelmeye başlayan gözü kara tepkiler ve eylemler kısa süre içerisinde zincirleme bir hal alarak durdurulması imkansız bir isyanın başlamasına yol açtı. İnsanlar şehrin karanlık köşelerinde Theos adında yaşlı bir bilgenin akıl hocalığında örgütlenmeye başladılar. Barbarlar, üçkağıtçılar, eşkiyalar, soyguncular, dilenciler, fahişeler, hazine avcıları, korsanlar ve daha pek çoğu Theos'un çağrısına kulak verdi. Yüzlerce gizli görüşme ve anlaşmadan sonra, 842 yılının bir gece vakti Anroth'taki dengeleri baştan aşağıya değiştirecek bir darbe gerçekleşti, "Soysuzların İsyanı".

Tarihe "soysuzlar" olarak geçen bu direnişçi grup, isyandan önceki bir hafta içerisinde Anroth?taki bütün zengin hanelerini soyup soğana çevirmişti. Bu paralarla şehrin askerlerinin bir kısmını satın almış ve son adama kadar silahlanmışlardı. Ayrıca soysuzlar iki büyük güçten de yardım almayı başarmışlardı. Bu güçlerden birincisi, adayı sömürmekten ve talan etmekten başka hiçbir şey yapmayan şehir yönetimine kin duymaya başlayan Lorinaine'in orman elfleriydi. Bir grup daha vardı ki, tamamen profesyonellerin oluşturduğu küçük bir gruptu ama kim oldukları ve nereden geldikleri bilinmiyordu. Darbenin gerçekleştiği gece yarısını takip eden saatlerde, elflerin ve anonim profesyoneller grubunun da yardımıyla bir dizi önemli olay gerçekleşti. Sokaklarda Anroth askerleri ve soysuzlar arasında, patlamaların yaşandığı ve binaların yıkıldığı ölçüde büyük sokak ve cadde savaşları başladı. Bazı köşelerde ise Anroth askerleri birbirleri ile savaşıyorlardı. Şehir, elf okçuları ve savaşçıları tarafından çembere alınmış, Anroth limanı ve deniz filosu da tamamen soysuzların eline geçmişti. Kaçacak hiçbir yer yoktu. En önemli darbeyi ise anonim profesyoneller grubu vurdu ve yönetici konsey üyelerinin korunaklı odalarına kadar girmeyi başararak çoğunu öldürdüler, en kıdemlileri ise sağ bırakılıp esaret altına alındı.

Güneş doğarken Anroth artık ne Harton'a aitti, ne de Rodan'a. Yönetici konseyin üyeleri etkisiz hale getirilmiş, şehir bir gecede tamamen yağmalanmış ve mal varlıkları aynı gece zoraki olarak el değiştirmişti.  Direnişçilerin lideri konumundaki Theos, soysuzların ortak kararıyla şehrin yeni yöneticisi ilan edildi. İhtiyar bilge, gündüz vakti sokaklarda hâlâ sürmekte olan kaosu çabucak kontrol altına aldı. Soysuzlar'ı oluşturan bütün azınlıklara cömert davranarak gönüllerini aldı ve asıl savaşın yeni başlamakta olduğunu bildirerek hazırlıklara başladı.

Elfler, hediyeler ve yeni barışçıl antlaşmalar eşliğinde, görkemli bir törenle anayurtlarına uğurlandılar. Anonim profesyoneller grubu şehrin yeni istihbarat gücü konumuna getirildi. Bütün suçlular, mahkûmlar ve korsanlar affedildi. Anroth'un yeni deniz gücünü eski korsanlar oluşturacak, şehrin asayişi de profesyoneller tarafından oluşturulacak olan ve çoğu eski asker ve işçilerden oluşan bir kadro tarafından sağlanacaktı.

843 - ENGARD ANTLAŞMASI

842 yılının darbeyi takip eden aylarında Harton ve Rodan'ın Anroth'u geri almak için deniz yoluyla gönderdiği güçlerin tamamı, Anroth'un deniz güçlerini oluşturan eski azılı korsanlar tarafından geri püskürtüldü. İşgalci şehirler Anroth'u geri almak için mücadelelerini sürdürdüler ancak başarılı olamadılar. Sonunda yeni bir anlaşmaya imza atacak kadar çaresiz kaldılar. 843 yılında üç şehrin hükümdarları Engard'da bir araya geldiler ve  Anroth o gün bağımsız bir şehir olarak tanındı. Bu gelişme Anroth'ta coşkuyla kutlandı. Anroth artık resmi olarak bağımsızlığını kazanmıştı ve diğer şehirlerin gözünde bütün Etheron Adası artık Anroth'un egemenliği altındaydı. Bu gelişme savaşların sonu değildi elbette, ama soysuzlar en büyük amaçlarına ulaşmışlardı. Etheron Adası'nın yerli kavimleri, Lorinaine'deki elfler ve Khardak'taki cüceler (her ne kadar yeryüzündeki savaşlara girmemiş olsalar da) artık barış içerisinde yaşayabilirlerdi.

847 - THEOS'UN ÖLÜMÜ, YENİ ANROTH

İhtiyar hükümdar Theos'un bir varisi bulunmuyordu ve Anroth'u kendisinden sonra yönetecek olan kişinin, sağ kolu Vangus ve ondan sonra gelecek olanlar olduğunu vasiyet etmişti. Soysuzların bazıları buna itiraz etmişti fakat Theos'un sözüne sadık olan profesyoneller Vangus'un hükümdarlığını tanıyıp onu ve varislerini koruma altına aldılar. Böylece Anroth'a yönetici sıfatıyla hizmet edecek olan aile belirlenmiş oldu. Profesyoneller de Vangus kanı devam ettiği sürece hem istihbarat hem de kişisel koruma görevlerini yerine getirecek ve çok iyi şartlarda yaşayacaklardı. 868 yılında hayata veda eden Vangus'un yerine en büyük oğlu Janos geçti ve hükümdarlık vazifesini 899 yılına kadar sürdürdü  (Janos, Anroth hükümdarları arasında bu görevi en uzun süreyle yapmış olan kişidir).

Bağımsız bir şehir olarak tanındıktan sonra Anroth; Theos, Vangus ve Janos'un hükümdarlık yaptığı 56 yıl içerisinde şaşılacak bir hızla güçlendi ve çok zenginleşti. Bu gelişmede rol oynayan en büyük unsurlardan birisi Etheron Adası'nın sunmakta olduğu sonu gelmez doğal kaynaklar ve adadaki ırklar arasında kısa bir süre devam etmiş olan mükemmel uyumdu. Şehrin yönetim hiyerarşisi ve askeri güçleri yeniden düzenlendi. Vangus zamanında eski kanunlar geride bırakılarak halkçı ve adil olan yeni kanunlar yazıldı. Sonraki hükümdarların dönemlerinde de bu kanunlar üzerinde gerekli pekiştirmeler yapıldı. Anroth'un kale ve sur duvarlarına, ayrıca büyük taştan yapılarına Khardak'taki taş ustası cücelerin muhteşem elleri değdi. Anroth'un meydanları ve caddeleri ağaçlarla ve elf ahşap işlemeciliğinin en ince örnekleriyle bezendi (üç ırkın da sanatının aynı şehirde buluşup kaynaşması, sonraki yüzyıllarda Anroth'a özgü kompozit bir sanat akımının ortaya çıkmasına sebep olmuştur) Şahin Adası'ndan gelen bir gnom, Anroth limanı için düşündüğü devasa deniz feneri projesini hükümdar Janos'un beğenisine sundu. Sonraki yıllarda düşman gemilerinin korkulu rüyası olacak olan "Anroth Işık Kulesi" 894 yılında tamamlandı. Ama Anroth'u diğer şehirler arasında bu kadar yücelten şey şüphesiz ki deniz savaşları konusunda geliştirdiği teknolojiler ve ticaretteki büyük atılımları oldu. Bir anda bilimin, modernliğin ve özgürlüğün yeni merkezi haline gelen Anroth, civar şehirlerden bol miktarda göç almaya başladı. Anroth yöneticileri, çoğu zaman iyi ve başarılı politikalar izleyerek günümüze kadar benzer bir başarı çizgisini devam ettirdiler. Lâkin 10. yüzyılın başlarında şehirde yaşanan küçük çaplı bir anlaşmazlık, günümüze kadar uzanmış olan büyük çaplı sorunlara neden oldu.

902 - DAÐILMA

899 yılında hayata veda eden hükümdar Janos'un yerine geçen oğlu Harkos, hükümdar ailenin ve şehrin iyiliğine hizmet eden anonim profesyoneller grubunun sadece kendi çıkarları için var olduğuna inanırdı. Böyle düşünmesinin sebebi akıl danışmanlarının ve sağ kollarının sürekli olarak önerilerde bulunması, onu yönlendirmeye çalışması ve pek çok şeyi kendi bilgisi dışında hallediyor oluşlarıydı. Anonim grubun böyle davranmasının tek sebebi, Harkos'un elinde tutmakta olduğu muazzam gücü ve bu mükemmel şehri yönetecek bilgeliğe sahip olmamasıydı. 899 yılında tahta geçen Harkos, gücün sinsice ellerinden alınmakta olduğunu düşündü ve 902 yılında anonim profesyoneller grubunu dağıtma kararı aldı. Kendi seçeceği adamlardan oluşan bir danışman ve istihbarat kadrosu oluşturmak istiyordu. Lâkin, şehrin bağımsızlığına kavuşmasında ve Harkos'un bugün lider olmasında çok önemli rol oynamış olan profesyoneller grubu bu kararı tanımadı. Böylece Anroth'ta kısa sürecek bir anlaşmazlık başladı.
Profesyoneller, Harkos'un ateşli ve saldırgan tavırları karşısında direnmeyi seçmişlerdi çünkü kendilerini Harkos'tan daha yüce olduğunu düşündükleri bir şeye, Anroth'a hizmet etmeye adamışlardı. Ancak bir hükümdara karşı gelinemezdi. Profesyoneller mevcut imkanları ile Harkos'un bakış açısını genişletmeye çalıştıysa da başarabildikleri tek şey hükümdarı daha fazla kızdırmak oldu. Kılıçlar kendilerine çevrildi ve görevlerini terk etmeye zorlandılar. Bu noktada geri adım atmayı reddeden birkaç saygıdeğer hocanın kellesi alınınca, örgütün geriye kalan üyeleri intikam yeminleri ederek hızlıca kaleden ayrıldılar. Hak edilmiş mevkileri, mal varlıkları ve servetleri ellerinden alındı. Onurlarına gölge düştü. Sahip olduklarını geri almak için başka bir resmi çabaları olmadı. Böylece 902 yılında dağılmış oldular ve sonra zaman onları unuttu.

905 - ANROTH HIRSIZLAR LONCASI

Profesyoneller, uğramış oldukları ihanetten, yaşanan cinayetlerden ve kendilerinden alınanlardan sonra dağıldılar. Sürekli takip altında tutuluyorlardı ve Anroth şehrine girmeleri bile mümkün olmuyordu. Kaçarak ve saklanarak geçirdikleri üç yıldan sonra izlerini iyice kaybettirdiklerine karar verdiler.  905 yılında kendilerini toparlamış olarak Anroth surlarının dışındaki gizli bir buluşma noktasında bir araya geldiler. Sayıları çok azalmıştı ancak içlerinde söndürülemeyen bir ateş yanıyordu. Hedeflerini gerçekleştirecek azme, zekaya ve soğukkanlılığa sahiptiler. Böylece bağımsız bir organizasyon oluşturmaya karar verdiler ve bir gün Anroth'a eskisinden de güçlü bir şekilde dönmeye yemin ettiler. Ancak sürekli olarak gölgelerde saklanmaları ve eski güçlerine kavuşmak için suç işlemeleri gerekiyordu. Belki yöntemleri onursuz ve duygudan yoksun olacaktı, ama en azından planlarında birilerini öldürmek yoktu.

Halkın dilinde "Anroth Hırsızlar Loncası" olarak bilinen örgüt tarih sahnesine bu şekilde çıktı. 905 yılında gizlice Anroth'a girdiler ve şehrin kenar mahallelerinden birinde karargâh olarak kullanabilecekleri gizli bir mekânın sahibi oldular. Burada küçük soygunlar ve dolandırıcılıklar planlamaya başladılar ve kısa sürede bolca para kazandılar. Mükemmel bir uyum içerisinde çalışıyorlar ve çok iyi anlaşıyorlardı. Yıllar geçtikçe sayıları ve ihtiyaçları arttı. Kendi iç tüzüklerini ve gizlilik prensiplerini oluşturdular, hiyerarşiyi ve görev dağılımlarını düzenleyerek sağlam temellere oturttular. Sonra daha büyük riskler almaya başladılar. Büyük işler peşindeyken diğer yer altı şebekeleri ile de karşılaştılar. Anroth'un yer altı dünyasında çatışmalar hiç bitmiyordu, ama profesyonellerin kurduğu lonca bu çatışmalar içerisinden başarıyla sivrildi ve rakiplerinden çoğunu yutarak büyüdü. 918 yılında, Anroth'un en büyük ve güçlü yer altı şebekesi haline geldiler.

918 ? HESAPLAŞMA

918 yılına gelindiğinde Anroth hükümdarı hâlâ Harkos'tu ve Anroth şehri eskisi gibi güçlü ve zindeydi. Aradan geçen 13 yıldan sonra hırsızlar loncası büyümüş, zenginleşmiş ve artık kurucularının bile gelişimini durduramayacağı bir şeye dönüşmüştü. O sene Anroth'lu muhafızlar şehirde büyük bir suç şebekesinin olduğundan şüphelenerek araştırmalara başlamış ancak elle tutulur bir delil elde edememişlerdi. Yine de o sene bütün bu şüpheleri doğrulayacak olan ilginç bir gelişme oldu. Loncayı kuran isimsizlerden birisi, kendi ismini de açık etmiş olduğu gizli bir mesajın hükümdar Harkos'a ulaşmasını sağlamıştı. Adının "Khaleb" olduğu anlaşılan bu esrarengiz kişi resmen hükümdara meydan okumuş ve  hesaplaşma gününün yaklaşmakta olduğunu yazmıştı. Tıpkı Soysuzlar'ın zamanında yapmış olduğu gibi, Harkos'un da bir darbe ile görevinden alıkonulacağını iddia ediyordu Khaleb. Böyle bir darbe girişimi hiçbir zaman gerçekleşmedi. Hırsızlar Loncasının böyle bir mesaj göndermiş olmasının tek bir sebebi vardı. Harkos'u kışkırtmak, tansiyonu yükseltmek ve güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarılmışken bile faaliyetlerinin sekteye uğratılamayacağını göstererek hükümdar ile dalga geçmekti. Bir yandan da Harkos?un öfkeden kudurup açıklar vermesini istiyorlardı, çünkü çok gizli bir amaçları daha vardı.

Hükümdar Harkos, 918 yılından 921 yılına kadar Hırsızlar Loncası ile uğraşmaktan hiç vazgeçmedi. Onlara nefes aldırmamak için pek çok önlem aldı ve bu önlemleri alırken kalenin hazinesini tüketti. Onları zaman zaman köşeye sıkıştırdı, zaman zaman yakaladığını sandı ve yanıldı. Harkos'un etkisiz hale getirdiği her adam veya bozduğu her iş için, Hırsızlar Loncası beş adam daha ediniyor, beş farklı iş daha yapıyordu. Ne yakalanan adamların konuşmaya değecek bir şeyleri oluyordu, ne de baskın yapılan kanunsuz faaliyetlerin büyük bir değeri vardı. Harkos ve şehir muhafızları sadece oyalanıyorlardı. Bunu kendileri de anlıyorlar ve her seferinde küplere biniyorlar, perde arkasını ise bir türlü göremiyorlardı. Hükümdarın dikkati o kadar dağılmıştı ki, Hırsızlar Loncası bu tavrını bir süre daha sürdürseydi Anroth'u gerçekten zayıflatacaktı. Ama Anroth şehrine Hırsızlar Loncası da çok büyük bir değer veriyordu ve böyle bir şeyin olmasına izin vermediler.

921 yılında Hırsızlar Loncası, hesaplaşmanın başlamış olduğu 918 yılına göre üç ya da dört kat daha büyümüş ve güçlenmişti. O sene içerisinde hükümdar Harkos ile uğraşmayı bıraktılar ve garip bir sessizliğe büründüler. Böylesi elbette ki Anroth'un iyiliği içindi. Hükümdar Harkos da onların uğraşmaya değmeyeceğini düşünerek bu konuyu rafa kaldırmış ve şehrin işlerini idare etmeye devam etmişti. Eğer Harkos, Hırsızlar Loncası'nı bitirmek için sarf etmiş olduğu binlerce altını aslında doğrudan onların kasalarına bağışlamış olduğunu bir bilseydi Anroth şehri koca bir yıkıma doğru sürüklenebilirdi, ama Harkos ve danışmanları bu gerçeği bilemeden öldüler.

"Hesaplaşma" dönemi, Hırsızlar Loncası'nın ve hükümdarın açıkça savaştığı tek dönemdir ve lonca üyelerinin şehir hazinesini soymak için hazırlamış olduğu, tarihin en büyük dolandırıcılığıdır. Hırsızlar Loncası'nın üç yıl içerisinde şehir hazinesinden aşağı yukarı 150.000 altın parayı yasal yöntemlerle çaldığı bilinmektedir. Bu başarılarından sonra kontrol edilemeyecek kadar büyümüşler ve onlarca, hatta yüzlerce küçük hücreden oluşan kocaman bir sistem haline gelmeye başlamışlardır.

1490 - BUGÜN

Günümüzde Anroth, hırsları olan fakat mantığı gölgelenmemiş genç bir kral olan III. Mandros tarafından yönetilir. Mandros şehrin tarihini iyi bilmekte, yaşanmış olan olayların sebeplerini de iyi anlamaktadır. Hırsızlar Loncası?nı çoğu zaman görmezden gelmiş, bu sebeple de zaman zaman eleştiri oklarının hedefi olmuştur.

Hırsızlar Loncası, irili ufaklı yüzlerce unsurdan oluşan ve pek çok organını yasal hale getirmeyi başarmış devasa bir ağ haline gelmiştir. Şehirde ve çevresinde dönen suç olaylarının tamamı hâlâ Hırsızlar Loncası'na ait organların elindedir. Etkileri Anroth'un dışına; Engard, Gnora, Harton,  Rodan ve hatta Atrum'a kadar uzanmaktadır. En büyük amaçları, yasal veya kanunsuz yollardan sürekli bir biçimde kâr etmek ve Anroth'u her zaman gizlice yönetebilecek kadar güçlü kalmaktır.
Belirli bir noktadan sonra artık geriye dönüş yoktur. İşte bu noktaya erişmek gerekir.
Franz Kafka