Gönderen Konu: Arka Masalar  (Okunma sayısı 1064 defa)

ZengalDarkskull

  • Planewalker
  • - 6 -
  • İleti: 131
  • Toprak, sana karışalım.
Arka Masalar
« : Tem 10, 2009, 23:51:57 »
  Korucu ağır cüssesini eski ahşabın kıvrımlarında rahatlamaya bırakmış ertesi günün haritalarını inceliyordu. Han herzamanki sükunetine sahipti. Barın altındaki eski şaraplar keskin kokusunu kirişlere bile gizlemiş eski han alkolün nahoş uyuşturucu etkisiyle süresiz laktik asit salgılar halde yolcularını ağırlardı.
 Kara Miğfer'in namını Etheron adasının kuytu köşesinde ara bir sokakta demlenmekte olan Gabriel ismindeki katillerin şahı da, Hextor'un zalim rahibi Calahan da, kime elma şarabını doldurduğunu bilmeyen Kara Miğfer'în dalgın hancısı Selmik de pekala bilirdi. Bütün bu olanları bilen ve ertesi günün rotasını iyi saptayan yarı-orc önündeki tehlikeleri bildiğinden loş ışıkta aydınlanan çenesine kadar kıvrılan gülümsemesiyle omzundaki kartalını usulca beslemeye devam ediyordu...
 Bu diyarda kapılar ardında çok şey fısıldanırdı...
Burden

Vetrinus

  • Loremaster
  • - 8 -
  • İleti: 190
Ynt: Arka Masalar...
« Yanıtla #1 : Tem 13, 2009, 00:08:15 »
Kara Miğfer'in eski sırdaş yalnızlığında, kendi yalnızlığıyla tanışmıştı genç adam. 15 dakika öncesine kadar sahip olduğu herşeyi kaybetmiş bir çaylağın tedirginliği ve ölüm korkusunun tedirginliği vardı ellerindeki titremede. Bunu belli etmemek için bulanmıştı şaraba, korkusunu ele vermemek için sarılmıştı yalancı kahkahalara. Cesaretsizliğini şımarıklığıyla alt etmeye çalışıyordu, artık yalnızdı! Her an Kara Miğfer'in kapısından içeri ölüm onu almaya gelebilirdi ve kendisi dışında tek güvenebileceği kişi, cılız bedenli 'sivri kulak' Aramil di.
J'alre

ZengalDarkskull

  • Planewalker
  • - 6 -
  • İleti: 131
  • Toprak, sana karışalım.
Ynt: Arka Masalar...
« Yanıtla #2 : Tem 25, 2009, 10:34:49 »
Sessizce içiyordu koyu yeşil tütünü içtikçe ölüyordu dumanın içinde bedeni..Bekliyordu geleceği meçhul adanın telk elfi Aramil'i..

 Hanların yolculara iyi geldiği şifa verdiği yoktur, senin sarhoşluğunu hep kazanılacak bir kaç sikke gibi görür,alasın diye çekici bayanların bacaklarıyla süsler masa üstlerinde ya da beklemiş üzümün keskinliğini estetik şişelerde sunar masana..Bulut olmasa gökyüzünde yağmur yağacak der, güneşin aydınlığından sakınır seni.. melankoli gezer köşelerinde çoğu pusludur geceleri..Karadır bu han Anroth'un korsanları, dolandırıcı tacirleri, garnizonun askerleri bi kaş bir gözdür bara bakan emirler hancının suratına yansır akşam da keseye..Hancı eski ahşaba bir paspas daha atar yeni misafirlerin gelip kirletmeyeceğini bildiği halde...
 Güzeldir handa yalnız kalmak, güzeldir islenmiş küçük camından değişmeyen sokağın kör bir noktasını izlemek.. baktığın o ara sokakta bir zamanlar koşturan çocuksundur ağzında şarkın, beni üzen yalnızlık mı dersin kendine !? Cevap açıktır tıpkı bu dünyada çok küçük olduğun kadar.. Hayır!
 Karamiğferin serin saatlerini otacıya sipariş ettiği birkaç yaprak ''athelas'' la bozacak ve ayin günü ortada dolaşan söylentilere kulak kabartacaktı ..Kalktı Zengal aklında pek çok noktası konulmuş soruyla birlikte..gidiş iyi bir gidiş değildi suskunluk bıçaktı, dışarıda yeşil bir gün, mavi gökkubbe altında onlarca insan nefes alıyor kimileri sonları veriyordu..

 Kara büyünün sırrını barındırınıyordu bu şehir, ölümler ölenlerden fazlasıydı aslında.. Kan sadece kırmızı bir sıvı değildi, dökülen değerlerin, yitirilen iyiliğin ve uzaklaşan uzlaşmanın külleriydi..
Bazıları anlardı bazıları anlamadan ölürdü bütün bunları.. Hanın kapısında biraz daha beklerken bunların kısa birer özeti geçti toprak kokan yarı orkun zihninde..

 Gülümsedi hafifçe.. Anroth için büyük bir gün!.. gizemler dolaşmaya başlamıştı şimdiden başına geleceklerden habersiz ama bir o kadar da umarsız yarı-orkun etrafında...
Burden

ZengalDarkskull

  • Planewalker
  • - 6 -
  • İleti: 131
  • Toprak, sana karışalım.
Ynt: Arka Masalar...
« Yanıtla #3 : Ara 24, 2010, 16:59:37 »
Gün, uykusuz gecelerin şafağında korucunun yüzüne yayılan esrarengiz bir tebessümle başlamıştı,

  Kapıdan çıktıktan sonra bir an için soluk sabah başını döndürdü, havada ayaz vardı ama onun için fark etmiyordu. Anroth?un eski sokakları tek tük insanlara sahneydi, garnizon tamamen dış tehlikelere kanalize olmuş şehir içi güvenlik önlemleri yer yer aksaklıklardan dolayı sağlanamamıştı. Bu nokta da düşük güvenlik önlemleri altındaydı. Dışarı çıkmak aniden Zengal?in başını döndürdu.. Ve Her şey yavaş yavaş karardı.. Dizler çözülünce başı nemli taş zemine iyice yaklaştı taa ki sol yanağını dondurucu zemine çarpıp, Zengal acıyı artık hissetmeyene dek..

 Sessiz, uzun süren bir baygınlık anından sonra bedeninde ağrılar yeniden  başlamıştı, yerde tüm şiddetiyle sancılar korucuya yükleniyordu. Sancılardan içe bükülen beli başını yerde sürüklemesine ve gözlerinin sonuna kadar açılmasına neden oldu çünki uzakta bir silüet gördü, doğrudan gelen biri.. Kararlı, kötü, keskin, seri adımlarla..

  Aniden ayağa kalkma isteği hissetmesinin sebebi, ilerden elinde ağır bir kasatura ile kendine acımasızca yaklaşmasıydı.. Kimdi bu bu kara silüetli ?

 Donuk tenli ve korkutucu bakışlara sahip biriydi.. Olayı ancak bakışlarında aniden beliren nefret tasfir edebilirdi. Zengal, ayakları üzerinde acılara direnerek kalkıp, dizlerini çaprazlayabildiğinde katil tam da ağır kasaturasını havada geniş bir kavis çizmesi için geriye doğru savuruyordu.. Havada ivme kazanması için geri doğru savrulan kasaturayı kabullenen Zengal kendine aniden gelen bu baygınlığı anlayamamıştı, bedeni ruhu gibi inatla, kaçmamak için gururunu kamçılıyordu..
Nefesleri son derece ağırdı.. Kendinde korkudan eser göremezdiniz, katil bile savurduğu silahı boyunca yarı-orkun gözlerine bakamadı,
 Bir süre sonra havada kendini bölmeye gelen kasatura önce zırha çarpacaktı, muhtemelen bedenine değecek ve organlarında sıcak bir süpürme yapacaktı. Bütün bu olacakları aniden kafasında canlandıran Zengal, hafifçe başını gökyüzünde gezdirdi ve ormanları sessiz ve kendi kaderine bırakma fikrini kendine beğendiremedi, ork ısrarla savaşmaya yelteniyor ancak güçlü bedenin bile tek yapabildiği şaşılacak derecede sadece ayakta kalmak oluyordu..

Henüz çıktığı kapının önündeydi, arkasında Kara Miğfer'in aşınmış kapı eşiği, önünde ise yalnızca eceli vardı.. Bu durumda bile neredeydi bu insanlar ! sokaklar sanki boşaltılmıştı, sinirden ve acıdan gözleri kanlandı, ona hamle öylesine yavaş geliyordu ki düşünceler onu öldürmeye yetecek gibiydi, bu anı önceden yaşamış gibi oldu.. Sanki olanlar boyut değiştiriyordu..
  Adamın iri gözlerindeki yerlere kadar akan kin, bir ses sayesinde kasaturanın aniden yön değiştirmesi ile kayboldu. Yarı orkun kabullendiği darbeyi engelleyecek bir şeyler olmuş olmalıydı.. Adam hışımla dönmüştü..
Etrafta hala kimseler yoktu .. Ne dostları ne de insanlar.. Tiz bir ses heryerde yankılandı.. Ölümün bu kadar yakın ve bilinmez gelebileceğini Zengal o an hissetmişti. Duyduğu havada bunlara sebep olan derin bir kartal çığlığıydı.. Bir ıslık yakaladı önce, kulaklarda rahatlıkla duyulacak cinsten..

 Ağır kasatura Zengal?i biçme hamlesini bitiremeden adamın arkasına dönmesiyle yönünden çıkmıştı, sadece Zengal?in omuzluğunu ve omzunun üst dokularını yarıp havada boşluğa savruldu.  Arkadan görkemli, devasa kanat açıklığına sahip alev rengi göğsü, dumanlı tüyleri, bal rengi gözleri, keskin derin tırnakları ile dostu kartal ??Storn?? dalışa geçmiş adamın dönmesi ile suratından etlice parçalar koparması bir olmuştu..
 Ağız dolusu küfre yeltenen bu karanlık adamın ağzı şimdi kanla dolmuş onu bile edememişti.. Boylu boyunca geri yere kapaklandı, tam da Zengal?in ayaklarının dibine.. Zengal koşamazdı, çarpışamazdı ama adamın üstüne basabilirdi.. Ve yaptı da, ancak adamın da başka dostları vardı Storn aniden Zengal?in omzuna kondu..
Adam acılar içinde inliyordu, kasatura uzağa sürüklenmiş hancı Selmik?de hemen arkasında kapıları kilitlemişti, ork bu kadar zayıfken adamların içeri girmesi katliam olurdu.. İlerdeki bina bloklarından ara bir sokaktan kafasını çıkaran kısa boylu bir cüce, geniş uçlu parlak bir arbaleti de beraberinde gün ışığına çıkarınca bunu gören Zengal damarlarında gezinen yabani kanın kabardığını hissetti ve vücudu bu uyuşukluğu yendi, hızla sokaklara daldı..

 Aklında bir fikir vardı, daha kalabalık sokaklardan birine dalıp kartalını salacak ve şimdi anladığı baygınlığın esrarengiz sebebi için dostu Storn?u büyücülük konseyine gitmesi için bir daha kullanacaktı.. Sokaklarda izini kaybettirir ve cevabı alırsa böylece çoktan Anroth?u terk edebilir, Ehlonna ile Arberant?ın kelle avcısı Zengal rolüne tekrar bürünebilirdi.. bunları düşünürken koşuyordu.. Derince öksürünce baygınlığın sebebini anladı.. ağzında hafif bir şarap-zehir karışımı esansı hissetti..
- Yaşıyorsun yarı-ork ! ve sır işte çözülüyor !
derken ise gülümsüyordu?
Burden