Gönderen Konu: Eve Dönüş  (Okunma sayısı 642 defa)

Vetrinus

  • Loremaster
  • - 8 -
  • İleti: 190
Eve Dönüş
« : Tem 08, 2011, 20:33:27 »
Yeniden Antaran'da olmak, taş evlerin arasından Nightshade Malikanesi'nin yolunu tutmak. Ne kadar zaman geçti? Bu yolları özleyecek kadar çok... Güneş birkaç dakika önce göstermeye başladı kendini, rüzgar geceden kalma soğukla oynaşıyor ağaç dallarında. Güneşin erişemediği birçok gölge var hala sokaklarda. Ve eminim dostum sivri kulak adamlarını çoktan yerleştirmiştir o gölgelere. Eve sorunsuz bir şekilde varabilmem için. Sorun çıkartabileceklerin çoğu yaşamıyor olsa da, bizim sivri kulak böyledir işte. Her şeyi ince ince planlar. -ki zaten onun bu konudaki hüneri ve bu hünerini titizlikle sergiliyor olması onu bağlı bulunduğu örgütte iktidar sahibi yaptı. Ve ben şu an bu sokaklarda evime doğru yürüyebiliyorsam, bu iktidar sayesinde. Birçok kıtada birçok tanıdığı olmasına rağmen, onun kadar yalnızını tanımadım. Kendimi tenzih ediyorum tabii ki, benim yalnızlığım bir lanet gibi artık. Dostum Aramil'in ben daha ufacıkken babama yaptığı ziyaretleri hatırlıyorum. Her zaman kendinden emin yürürdü, -kesinlikle kibir değil- duruşundaki o zarafet kibrini terbiye etmiş olmasından kaynaklanıyordu. Her zaman saygı duyulmasını sağlayacak bir saygıyla konuşurdu babamla. Güzel zamanlardı. Yalnız değildim ve her zaman güvende hissederdim kendimi. Hayattaki tek derdim Lord Arimon'a kendimi kanıtlayabilmekti.
Kafamdaki bu düşüncelerle hızlı hızlı geçtim sokakları, işte karşımda, evim... Söylenecek o kadar çok şey var ki. Ve sadık Malius, sarılamayacak kadar çok özledim onu. Hiç değişmemiş, kendisi de bana hatırlattıkları da. Malius demek, babamın gücü, benim mutlu zamanlarım, zenginlik ve ihtişam demek. Başı önünde beni bekliyor işte bahçe kapısının girişinde. Arkasında kalan merdivenler bomboş. Sanırım bu malikaneyi ilk defa bu kadar yalnız görüyorum. Sağ elimle Malius'un omuzunu dostça sıkıp:
- Sadık Malius. Şarapların eskisi kadar lezzetli mi?
-Sizin için her zaman efendim. Hemen getiriyorum.
Mahzene doğru koşar adımlarla uzaklaştı Malius. Ben? Olduğum yerde başımda dönen rüzgara bıraktım kendimi. Şu an buradan daha öteye gidemem. Şarap için belki çok erken daha, ama başka çıkış yolum yok şu anda. Bahçeye girdiğimde saçlarımı okşayan anılar, merdivenlerden çıkıp salona girdiğimde tokat tokat çarpacak yüzüme. Hem biraz cesaret, hem de canım çok acımasın diye, Malius'un güzel şaraplarıyla biraz uyuşmam gerek.
Malius, gümüş bir tepsi üzerinde gümüşten bir kadeh, bir şişe kırmızı şarap ve kırmızı üzümlerle geri geldi az sonra. Mermer oturağa oturdum, doldurdu kadehimi Malius. Boğazımdan aşağıya doğru yavaş yavaş indirdim şarabı. Kalbim hızlı hızlı çarpıyordu. Elimle işaret etmeme rağmen oturmadı Malius.
-Lütfen Malius, dönüşümü kutluyoruz, ayakta bekleme, lütfen.
-Efendim bağışlayın, bu bana babanızın bir kuralı, asla çiğneyemem. Affedin.
Hiçbir şey söylemedim, gözlerimle onayladım sessizce. Sonra hızlıca dikledim kadehteki kalan şarabı. Eskiden olsa, kızar azarlardım Malius'u. Ama şimdi öyle iyi anlıyorum ki onu. Sanırım büyüyorum artık. İki saat boyunca hiç konuşmadım, hızlı hızlı yudumlar aldım şaraptan, yavaş yavaş hatırladım buradaki son günümü. Bir şişe daha istedim Malius'tan. Hatırladıkça içimdeki şüphe kemirmeye devam etti aklımı; "Ya şimdide içeride beni öldürmek için bekleyenler varsa?" Yok yok, sivri kulak izin vermez buna. "Ama o gün de o buradaydı." Hızlıca bir kadeh daha yuvarladım mideme, uzaklaşmam gerek bu saçma sapan düşüncelerden.
-Malius, sadık Malius, kimse var mı içeride? Haydi söyle, ben daha çok para veririm sana. Kelimeler yuvarlanarak düşmüştü ağzımdan ayaklarımın dibine, toplayabilecek dermanım yoktu. Malius bunu anlayabilecek olgunluktaydı;
-Efendim burada ve içeride sizin şerefiniz var sadece. Sizin geçmişiniz, aileniz, asaletiniz. Ve yeryüzünün hiçbir serveti onu karşılayabilecek değerde değil benim için. Ben babanızı kendi babamdan daha çok sevdim. Siz de benim için her zaman kendi hayatımdan daha kıymetlisiniz. O katliamın yaşandığı gün, ben babanızın bana vermiş olduğu bir vazife için Dimnor'daydım. Burada olsaydım, bir an bile tereddüt etmeden ben de verirdim canımı. Babanız ve sizin için savaşırdım hayatımda elime hiç kılıç almamama rağmen.
Savaşlar oldu Malius, büyük savaşlar, kanlar döküldü. Çok fazla kan. Aklımı yitirmeme sebep olacak kadar çok kan.
Dualarım hep sizinleydi efendim, adaklarım hep sizin içindi. Bu ailenin devam edebilmesi için.
Bu sözcüklerden sonra, birkaç denemenin ardından kalktım oturduğum yerden. Sendeleye sendeleye merdivenlerin başına kadar yürüdüm. Malius hiç müdahale etmedi, gururum için. Önlemini alarak yakın bir mesafeden takip etti beni sadece. Merdivenleri çıkmaya başlamadan evvel, derin bir nefes aldım. Kapıyı araladığımda ışık benden önce girdi içeri. İşte başlıyoruz...

Antuan Nightshade
J'alre